Elvin Azar'In 3000 YILIN SIRLARI adlı kitabının TANRILAR KAN İSTİYOR adlı bölümünden alınmıştır.
Telif hakları saklıdır, izinsiz kullanılamaz
GİRİŞ
Kurban etiymiş, fakirlere yardımmış... Palavra. Tanrılar aslında kan
peşinde. Yani can peşinde. Ama canın bıçakla çıkarılması, kan
dökülmesi baş koşul. Çünkü bu sırada büyük bir enerji serbest kalıyor.
Kurbanı, tanrılar istediği kadar biz insanlar da istiyoruz kanımca.
Çekici geliyor bizlere bu konu. Belki de daha çocukluğumuzdan bilinç
altımıza masallar ile doldurulduğundan... Grimm kardeşlerin, Andersen’in
masallarında öldürmek için çocuk arayan ne çok cadı vardır bir düşünün.
Ayrıca büyücü kraliçe, Pamuk prensesi neden avcıya öldürtüp, kalbinin
kesilip getirilmesini istemiştir sanıyorsunuz?
Kurban ederek can alma sırasında ortaya enerji çıkıyor dedik girişte.
Batılı büyücüler adı geçen enerjinin tarafsız olduğunu ve niyet ile
yönlendirildiğini öne sürerler. Bu nedenle de kurbanlı "çalışmaları"
sıkça kullanırlar. Onlar bu enerjiye gerek duyduklarını efendice kabul
ederler de, pagan tanrılar asla böyle söylememişlerdir tarih boyunca.
Tabii birkaç babayiğit tanrı dışında. Boğazköy'de, Hitit başkenti
Hattuşaş'da çivi yazısı ile bulunan Kumarbi destanı bu yürekliliğe iyi
bir örnektir. İÖ.1300 tarihli tabletlerde su tanrısı Ea, insanlığı yok
etmek isteyen baştanrıya şöyle seslenir: "Niçin yok edecekmişiz
insanlığı? İnsanlar kurban kesmiyor mu tanrılara? İnsanlığı yok
ederseniz kimse kalmaz tanrılara adak adayacak, hiç kimse kurban ekmeği
sunmaz ve de saçmaz sunuları".
Zaten -neredeyse tüm mitolojilerde- baş tanrıların insanlığı yok etmeye
çalışmaları ama ardından kendilerine sunulan kurbanlar ile yatışmaları
meşhurdur. Örneğin Zeus kimbilir kaç soy yaratmış; sonunda yaptığını
kendi de beğenmemiş ve bu soyları büyük seller ile yok etmiştir. Zeus'un
son tufanından "hasbelkader" kurtulan tek insan Deukalion ve karısı
karaya çıkınca tanrının hışmından ancak kestikleri bir kurban ile
kurtulabilmişlerdir.
Bu tufan miti aynen Sümerlerde de vardır.
Yalnızca kurtulan adamın adı Deukalion değil de Ziusudra'dır: "Ve Utu
(güneş tanrı), kahraman, ışınlarını geminin içine soktu, Kral Zuisudra,
o zaman, Utu'nun önünde yerlere kapandı, kral ona bir sığır kurban etti
ve bir koyun öldürdü". (Philadelphia üniversitesi, Nippur koleksiyonu).
İşin garibi aynı öykü Tevrat’ta da yer alır. İnsanlardan hoşnut olmayan
Rab-Allah, Tekvin bölümü bap 6:17'de "Ve ben, işte ben, göklerin altında
kendisinde hayat nefesi olan bütün beşeri yok etmek için yeryüzü üzerine
sular tufanı getiriyorum; yeryüzünde olanların hepsi ölecektir" der ve
dediklerini aynen yapar. Rab-Allah insanlığı ancak kurtulan tek kişi
olan Nuh peygamber "Her temiz hayvandan ve kuştan" birer kurban
verince affetmiş (8:20) ve "Artık yaşayan şeyi, ettiğim gibi, tekrar
vurmayacağım" demiştir (8:21).
Kurban işlevi çeşitli amaçlarla yapılmış binyıllar boyunca. Bu
amaçlardan bazıları ise hayli ilginç. Mesela Asur’da ve eski Yunanda
kurbanın kehanet amacı ile yaygın olarak kullanıldığı bilinmekte.
Kurbanla fal nasıl olur demeyin; Asurlular kesilen hayvanın
karaciğerine, Yunanlılarsa barsaklarına bakarak geleceği
belirliyorlarmış. Ünlü tarihçi Ksenophon, Anabasis adlı eserinde bu
konuya sıklıkla değinmiş. Örneğin Yunan ordusunun "bilfiil" savaşırken
düşmana saldırıp saldırmamaya kurban falı ile karar verdiklerini yazmış
6.kitap IV/19 da: "Mutlaka bir çıkış hareketi yapmak gerekiyordu. Bu
amaçla kurban kesilip tören üç kez tekrarlandı. Ama kurban falları hep
elverişsiz çıktı". Strateji saptama yöntemlerine mi güleyim, istedikleri
cevabı kurbana "metazori" kabul ettirmek için tekrar tekrar kurban
kesmelerine mi? Önemli kararları kurban verdiği için başkomutan olmak
kolay olsa gerek Yunan ordusunda.
Oysa enteresandır ki başkomutanlar da
zaman zaman aynı yöntemle seçiliyormuş. Aynı kitapta VI. bölümde
komutan Kleandros'un başkomutan olmasına kurban falının mani olduğu da
yazılıdır. Tüm ordu arzulamaktadır Kleandros'un başa geçmesini. Bu
nedenle zavallı adam “evet” yanıtını alabilmek için -bu kez üç defa
değil- tam üç gün kurban keser, ama bir türlü elverişli belirtiler elde edemez ve vazgeçer. Bağırsaklar hayır dedi mi bitmiş.
Heredot, Tarih adlı yapıtı 2. kitap 58 de Yunanlıların bu aklıevvelliği
Mısırlılardan aldığını yazmıştır. Gerçekten de eski Mısırda bir keçiyi
kurban edip bağırsakları üzerinde uyunduğu ve görülen rüyaya göre gelecek
hakkında karar verildiği bilinmekte. Zevkli iş olsa gerek. Yeni kesilmiş
bir hayvanın kanlı ve "şey" dolu bağırsakları üzerinde bir gece
geçirmek...
İnsanoğlunun tanrıların yardımı sağlamak için kurban kesmesinin tarihi
çok eskilere dayanıyor. Sümerlerin Gılgamış destanında kral Gılgamış
yeraltına inmeden önce Güneş tanrısının yardımını sağlamak için kurban
keser: "Gılgamış bembeyaz bir oğlak kesti; göğsüne kahverengi bir oğlak,
bir sunu sıkıştırdı .... göksel Utu'ya (güneş tanrısı) dedi ki -Ey Utu,
Ülke'ye girmek isterim, müttefikim ol".
İlliada I/40 da ise
rahip Khryses'in Apollo’ya ettiği dua ilginçtir. Komutanlardan biri
adamı iyice kızdırmıştır. Khryses Apollo'ya dua eder ve önceden yaptığı
yatırımları hatırlatır: "Ey Apollo, dinle beni, birgün sana yakışır bir
tapınak yaptıysam, boğaları, keçileri kurban edip yağlı butlarını
yaktıysam senin uğruna; şu dileğimi tez elden yerine getiriver". Apollo
bu anımsatmadan sonra Yunan ordusuna günlerce veba okları yolları,
askerler salgından kırılır. Komutan Achilleus şaşkındır, neler olduğunu
anlamamaktadır bir türlü. 65: "Gelin bir biliciye soralım, o söylesin
Apollo'nun bu büyük öfkesi neden? Adak mı yakmadık, 100'lük kurbanlar mı
kesmedik?" (Sonraki gelişmeleri mi? Olanlar zaten İlliada destanının
konusu, olayın sonunu merak ediyorsanız artık bir zahmet okuyuverin bu
eşsiz Anadolu destanını; batılılar bile ezbere biliyor.)
Bu Yunanlılar zaten bir alem. Persler Atina'ya saldırıp, ülkeyi ele
geçirmek üzereyken bile kurbandan medet ummuşlar: Anabasis 3. kitap
II/12 de Atina tam yenilmek üzere iken Yunanlıların Artemis'e
öldürecekleri düşman sayısı kadar keçi adadıkları yazılı. Adamasına
adarlar da, bir sonuç alamazlar. Pers ordusu ilerlemektedir. Son çare
(yoksa son pazarlık mı desem?) bu adaklarına ek olarak her yıl 500 keçi
kurban edeceklerini eklerler. Gariptir ki Persler birden yenilir!.. Ne
diyeyim? Askerlerin yapamadığını kurban yapmış. Şu işi keşke savaşın
başında akıl etselerdi. Demek ki ordu filan gereksiz aslında. Ben olsam
askerliği kaldırır, bu alana ayrılan bütçe ile her yıl "aman kimsa bize
saldırmasın" diye binlik kurbanlar kestirirdim!
Şaka bir yana bu garip olaylar akıllara, “insanoğlunda, kurban kestiğinde tanrı ile arasındaki o aşılması güç
uçurum biraz kapanıyor mu?” gibi bir soru da getirmekte. Satanistlerde bile...
Onlar da karanlıklar efendisini çağırmak için ayın onüçüncü günü, saat
geceyarısı oniki-bir arası, ıssız veya terk edilmiş bir yerde
yaparlarmış ayinlerini. Boynuna mine çiçeğinden örülmüş yeşil bir
kurdele ile bağlı bir çelenk geçirip bir keçiyi kurban ederler,
etini ise yakarlarmış.
Bu yakma işi Müslümanlara yabancı olsa da, başka inanışlarda hayli
yaygın. Özellikle de Yunanlılarda. Mesela Ovidius'un Metamorfoz isimli
yapıtı 12. kitap 150'de ünlü komutan Akhilleus'un verdiği bir şölen
anlatılır. "Yaklaşmış bayram günü, Athena'ya adanan boğazlanmış boğanın
kanı ile. Adağın kutsal bölümlerini ocağa koyup, yanan etlerin kokusu
havaya yayıldığında, sevgili tanrılar içindi bir bölümü". Kurbanın
etini yakmanın gerisinde, yayılan dumanla kurbanın ruhunun göğe çıkıp,
tanrıya ulaştığı düşüncesi yatar. İlk bakışta saçma gibi görünen bu
inanç aslında sanıldığı kadar anlamsız olmayabilir, çünkü Tevrat tekvin
bölümünde aynı bilgi vardır. Tufandan kurtulup karaya çıkan Nuh
peygamber hayvanları kurban etmekle kalmaz, üstüne üstlük etleri yakar
da. Rabbin ise insanlığı ancak kurban etlerinin "hoş kokusunu koklayıp"
affettiği yazılıdır 8:21'de.
Heredot ise Tarih II:61'de daha "bireysel" bir kurbandan söz eder.
Mısırlılar tanrıça Isıs bayramında kadın erkek dövünerek -bir anlamda-
kendilerini kurban etmektedirler. Yazar ilerdeki satırlarda ise Mısır’da
yaşayan Karia'lıların daha ileri giderek bıçakla yüzlerini dilim dilim
kestiklerini ve böylece onların yabancı olduklarının yüzlerinden
anlaşıldığını anlatmıştır.
İnsanoğlunun yaratıcılığına zaten sınır yok. Neler kurban etmemiş ki
Bin yıllarca. Şarap mesela... İlliada da komutanlar akşam yemeklerinde
içtikleri şarabın bir kısmını yere dökerek tanrılara sunuyorlar. Sonra
bekaret kurbanı var. (Neden olmasın? O esnada da kan dökülmüyor mu?)
İlkel kavimlerde genç kızlar kabile reisi ile sevişerek yapıyorlar bu
işi. Çağımızda bu çeşit kurban ise çoklukla Şeytan’a tapmada görülüyor.
Bakireyi kurban eden de tarikatın lideri. "Bikri" Şeytan kılığına girip
"izale ediyor". Birde uzuv kurbanı var. Sanırım Ninjalar bu çeşit bir
eylem yapıyorlar, yapılan bir hataya karşılık kefaret kurbanı olarak
kesiyorlar bir parmaklarını. Ünlü büyücü Rollo Ahmed kendisine maji
yaptırmak için başvuranların, sonucu daha da kesinleştirebilmek için
parmaklarını kurban etmeyi sıkça teklif ettiklerinden söz ediyor bir
kitabında.
Daha da ilginci saç kurbanı var. Yine İlliada ve Odisseia da örneğine
bir dolu rastlanıyor. Odysseia 24:45 de Akhilleus'un ölümü ile
askerlerin saçlarını tanrılara adamak amacı ile kestikleri yazar. Zaten
Akhilleus'un ölümüne de bu saç kurbanı meselesi neden olmuştur.
Komutanın saçları babası kral Peleus tarafından Teselyada Sperkheios
ırmağına savaştan sağ dönmesi için adanmıştır. Bu sebepten savaşın
sürdüğü dokuz yıl boyunca gür sarı saçlar hiç kesilmez. Ama sevgilisi
Patroklos ölünce kahraman saçlarını onun ruhuna adar ve keser (23:145).
Belki de bu yüzden baba toprağına sağ dönemez Akhilleus. Bu garip saç
kurbanının anlam kazanmış bir halinin İslam’da da yer aldığını duyunca
hayli şaşıracaksınız belki ama gerçek. Adı da Akika. Bir bebek doğduktan
yedi gün sonra saçları ve bir kurbanlık hayvan Allah adına kesiliyor ve
saçlar tartılıp ağırlığınca altın fakirlere dağıtılıyor. Bu aslında
İslam öncesine ait bir gelenekmiş ama peygamberce uygulanmaya devam
edilmesine izin verilmiş.
DEVAMI
|
3000 Yılın Sırları adlı kitabımda yer alan konular:
- Tanrılar Kan İstiyor
- İslam'da Kurban
- Hz. İbrahim
- Yakılan Kitaplar - I
- Yakılan Kitaplar - II
- Antik Eşcinsellik
- Olympos ve Cennet
- Feminist Mitoloji
- Amazonlar
- Aşk Tanrıçası Şeytan
- Son Titanomakhia
- Anadoludaki Cehennem Kapıları
- Troia ve Kenti Yıkan Arabalı Tanrılar
- Troia Tanrıları ve Kitab-ı Mukaddes'in Rab'ı
- Göğe Çekilen Peygamberler
- Mavi Sakal
- Karanlıklar Prensi ya da Tanrısı
- İsim Kaderdir
- Dünyanın Burcu
- Geçmiş Dönemler
- Uranus
- Chiron
- Kova Burcu
- Kova Burcu Çağı
- Kova Burcu Çağı ve Eşcinsellik
- Sonuç
- Gelişme
- Kıyamet
- Zamanlama
- Geçmişte Yok Edilen Kavimler
- Yunan Mitolojisindeki Son
- Atlantis
- Nuh Peygamber
- Ad Kavmi
- Semud Kavmi
- Medyen Kavmi
- Sodom Kavmi
- Sonsöz
Kitaba Bak!
|
|