Free Download (Kitabın 72 sayfasını)
On-Line Oku
Adına İmzalı Satın Al
İncele
 
İLETİŞİM DOST SİTELER
GEZİLERİM FİLMLERİM HQ ELVİN KİM? BİLGİLER WALLPAPERS



RESİMLERLE ÖZEL YAŞAMIM
(Katıldığım her etkinlik, gezi vb. sayfada yer almamaktadır)

2. SAYFA        3. SAYFA

Bana destek olmak için kitaplarımdan alır mısınız? Adınıza mesaj yazıp imzalıyorum. Arkadaşlarınıza armağan etmek için de alabilirsiniz.

KUMBABA GEZİMİZ (20 Eylül 2009 )
Sonbaharın ilk gezisi Kumbaba...

Bayram tatili gelirken kara kara düşünüyordum: Yola çıkmak için Faramarz’ın toplayabildiği para benim yakıtım (bira) ve kızımın yakıtına (benzin) yetmiyordu. Zaten -birbirimize yardım etsek de- kasalar ayrıdır. Ben de bir klip çektim ve Facebook ile iki Yahoo grubumdan bir duyuru yayınladım. Durumu olduğu gibi anlattım ve klibini bana destek olmak için 5TLye satın alalarını istedim. Yardımlar geldi, herkes sağ olsun :-)
Ve tekrar yollardayım!

Para kısıtlı olduğu için yakın bir güzergah belirledik: Kumbaba-Karyat kampingdeyiz.

Sevgili evimiz yeniden bize kucak açıyor...

Barımız anında hizmete giriyor :-)

Bu gezide -şişesi 2.5 TL olan- biradan vaz geçmek zorundayım. Yaşasın 5 TLlik şarap. Kollarımda kızımla annemin kucağındayken ne fark eder ki?

Korkunç bir sğanak başlıyor.

Bu kez arkamda mecburen çadırım var.

Oh! Hava yine açtı, güneşte biraz kestireyim :-)

Mangalsız duramayız, ama tavuk ciğerine razı olmak zorundayız :-)

Kömür yerine de çalı-çırpı. Herşey daha doğal bizle!

Hava gerçekten soğuyor. "Camp Fire"ın tadına varmak için bir fırsat bu.
Ertesi gün çadır komşumuz olan dünya tatlısı iki "gezgine" ile iyice yakınlaşıyoruz: Ayten ve Ayla. Kültürlü, zarif, sempatik ve zeki iki arkadaş fırsat bulunca sırt çantalarını, çadırlarını kapıp yollara düşüyorlar. Ayla tek başına Rusya'ya dek gitmiş.

Bize Kaola ve inanılmaz lezzetteki çikolatalardan ikram ediyorlar. Sabah 09.00 da kahve ve kahve likörü... Süp-per bir etki!

Ayrılırken tüm "nevalllelerini" güzel gönüllü oldukları için bize bırakıyorlar. Bu gece karnım doyacak :-)))

Bu da farklı bir dost.

Dostluk derken aklıma geldi: 6-7 yıldır motorumun gidonunda bir çan sallanır. Onu bana Amerikalı ve eski bir "ex-one percenter" olan Outlaw armağan etmişti. Muhteşem bir adamdı. Otoyol Kraliçesi adlı romanımdaki Outlaw karakteri ondan esintidir.

Gözüm ördeklere ilişiyor...

Onları izleyince bir sal ve ırmak ile karşılaşıyorum...

Solumda ırmak denize karışıyor.

Salla karşıya geçiyorum... Bir yapı...

İlerliyorum... Terk edilmiş bir tesis. Bir süredir metruk olduğu belli. Eski ünlü Kumbaba Oteli! Kapanmış!

Çocukluğumdan anımsıyorum, babamın hayran olduğu çıplak aşk tanrıçası heykeli. Sık sık yanına gidip göğüslerini okşardı. Şimdilerde yapayalnız.

Yanında Akdeniz foku ile yeniden sevilmeyi bekler gibi.

Faramarz okşuyor onu...
Umarım uygun yere taşınır, eski hayranlarına, aşk dolu günlerine kavuşur.

Hayatımda hep heyecan ve keyif var. Ya da canım hangisini isterse o...

Bu yaşamın bedeli ise tek ve de yırtık pantalon ile gezmek zorunda olmak. Pantalon "havasın" kesilmedi, yıllar içinde yırtıldı. Eski gezilerime göz atın, yıllar önce sağlamdı:-)

Alemimiz başlıyor yeniden...

Belki karnım aç, içkim ucuz şarap; ama doğanın ortasında, kulağımda patlayan müzik bence tek mutluluk.

Keşke o anlarda, bu fotoğrafta gördüğünüz ağaçların nasıl "dile geldiğini" de gösterebilsem.
Ertesi sabah kampın restoran kısmının sahibi bize nefis bir kahvaltı ikram ediyor. İnanılmaz biçimde Sinan Çetin'e benzeyen Levent, "çağın adamı" kimliğinde yaşarken zarif ruhunu koruyabilmiş.
Bize anlattıkları çok acıklı: Bir ay sonra bu kamp kapanıyormuş ve üzerindeki 150 ağaç kesilerek otel inşaatı başlayacakmış! Kampın işletmecisi kadar Levent de üzgün. "Belediye nasıl izin veriyor?" diyorum. Yanıt ise çok garip: "Bunlar kendi kendine biten önemsiz ağaçlarmış, o nedenle kesmek serbestmiş". Herkes birbirine soruyor: "Peki bu ağaçlar havayı temizlemiyor mu? Toprağı korumuyor mu?"
Bir haber daha: Artık Şile'de içki satışı yasak gibi birşey; çünkü içki satma ruhsatı kontrolları çok sıkılaşmış... ruhsat almak da zorlaşmış. Hoşçakal güzel Şile.

Fazla hüzünlendik. Güzel bir foto ile bu geziyi anlatmayı bitireyim.


GELİBOLU GEZİMİZ (28 Ağustos 2009 )
30 Ağustos'ta Gelibolu, Milli Park'taydık.


Yine bir hazırlık...

Yeni bir yola çıkış...

Gişeleri geçince yol gerçekten başlar!..

İlk durağımız daima Selimpaşa TIR parkıdır.

Yol... başka söze ne gerek var?

Yine bira içecek bir yol kenarı bulmuşuz :-)

İçe-içe yol alınırsa kampa güneş batarken varılabilir! :-)

Kampımız: KORU MOTEL...

Güzeller güzeli Koru Motel.

Mekanımız... Uzaktan...

Çevremiz...

Çevremiz...

Çevremiz...

Bendeniz!

Yine bir konuk. Her gezimin değişmez karesi...

Ertesi gün Gelibolu'ya varıyoruz.

Gelibolu'ya gelinir de balıkçılar meyhanesine uğranmaz mı?

Gelibolu meydan.

Milli Park, Son Ok anıtı.


Milli Park, Nuri Yamut anıtı.

Yeniden yollardayız... Hedef: Alçı Tepe.

Bira molası ;-)

Sorunlar... Yaşamın değişmez misafirleri.

Canım Alçı Tepe'min meydanı.

Canım Alçı Tepe'm meydanı. (Diğer yönden görünüm.)

ALçı Tepe'deki çok sevdiğim arkadaşım "Alemci Cevdet".

Yılmaz Pansiyon'a varıyoruz. Sanki bir cennet burası!

Yılmaz Pansiyon'un balkonundan panoramik görünüm 1

Yılmaz Pansiyon'un balkonundan panoramik görünüm 2

Yılmaz Pansiyon'un balkonundan panoramik görünüm 3

Yılmaz Pansiyon'un balkonundan panoramik görünüm 4

Yılmaz Pansiyon'un balkonundan panoramik görünüm 5

Faramarz annesinin kucağında...

Ben de kızımın kucağında!...

Dönüşte yeniden Koru Motel de birkaç güm konakladk. Evimin (çadırımın) önünde kızım...

Artık dönyoruz. Tekirdağ'daki bira molasında motorcu arkadaşımız Sami'ye rastlıyoruz.


NECATİNİN VİLLASINDAYIZ (15 Ağustos 2009 - C.tesi)
Bilgisayarım günlerdir çökmüş... tabii ben de öyle. Necatinin daveti "yakı gibi geldi".


Her zamanki gibi bira ile başlıyoruz.

Külbasyı ve sucuk... Mmmmmm...

Soyadımız "Azar" azmakla ilgili değil, ateş demek. Faramarz'a da uyuyor, ateş yakmadan duramaz!

Saatler ilerledikçe şaraba geçmişim.

Uzun yollar çok özledin değil mi kaptan?

Bu kez çalılıkların içindeyiz. Çok fazla ortalarda görünecek bir yol değil burası.

Benim gözler kaynış... Mutluluktan... Cidden!..

Manzaramız...

Gece olmuş artık ve ikinci duraktayız. Gözlerim neden mi "öyle"? O "bab"ı geçin! :-)

Yola aşık başka motorcular da var ;-)


BU KEZ DE YOL KENARI (9 Ağustos 2009 - C.tesi)
Günlerden Pazar olduğu için bir dolu vatandaş bizin dünkü bahçeye gelmiş. Biz de daha tali bir yol bulup, kenara çekiyoruz.


Dünkü yeşillikler yok bu günkü mekanda.

Yola yakın olsuni her yer cennetimdir.

Ve gecenin sonu: Çorbacıdayız! En sevdiğim mekanlardan biri :-)


YİNE OTOYOL KENARI (8 Ağustos 2009 - C.tesi)
Ormanlara giriş motor başı 5TL! Yani 40 km.lik benzin parası. Biz de yine otoyol kenarındayız.


Motorum ve ben...

"Kimi kor beğenmez, ben kül beklerim" şarkısının dediği gibi alemcilerin bıraktıkları kömürlerden büyük olanları topluyorum :-)

Faramarz yuvaya dönüyor; bahçeye girerken :DDD


SIRAPINAR GEZİMİZ (8 Ağustos 2009 - C.tesi)
Bu kez de bakir Sırapınar'dayız...


Sırapınar girişi...

Günümüzü geçirdiğimiz alan...

Her bölümde klasikleşmiş olan "İşte ben..." karesi.

YAyılmaya başlamadan Faramarz her zamanki gibi elde poşet, çöp topluyor!

Bir klasik daha:
"İlk yudum sizin şerefinize!"

Bu kez misafirimiz bir anne köpekcik. Memecikleri kıpkırmızı!

Yorumsuz!

Ünlü BBQ ustası Faramarz usta!

"Salad mönü" şefi Elvin usta!

Ve sağanak!

Çevrenin güzelliklerini de paylaşmak istedim.

Keşke oradaki kokuları da paylaşabilsem: Çimen, çiçek, çam ve son nota küf...

Akşam oldu. Güneş batıyor...

Ay doğuyor...

Korkuluğun da mesaisi sona erdi.

Gece başlıyor. (dişlerim de uzamaya!..)

Dönüş yolunun 1. km.sinde bira molası :-)

Son durak her zamanki gibi "Otoban Yanı Seyyar Barımız"! Öyle çok alemci varki, kaskı çıkarıp sarı saçlarımı dökmeye çekindim doğrusu :-)


OLAĞAN BİR AKŞAM (30 Temmuz 2009 - Çarş.)
Sıradan akşamımızdan iki kare paylaşmak istedim. En sevdiğimiz mekanlardan birindeyiz. Gece erken başlamış ;-)


Motor kapının önünde...

Bira, patates, motor... İşte hayatımızın temel kalemleri!


ÜVEZLİ GEZİMİZ (26 Temmuz 2009 - C.tesi)
"Hadi çıkalım yola, duracak bir yol kenarı buluruz elbet" diye çıktık... "anhası, minhası" derken bir baktık, Üvezli'deyiz!


Zevkten dört köşe bir Elvin...

Zevkten dört köşe bir Faramarz...

Rüya gibi bir andı (yazdı), yarattın hevesinle; her anını, her rengini, her şiirini hazdan... (Yahya Kemal)

Jandarmalar geliyor ve gitmemizi istiyorlar. Meğer kurallar son bir yılda değişimiş...

Bir misafirimizi daha var! Pek de şirin :-)

Doğa mı çöplük mü?

Eski bir klozet bile var yapraklar arasında!

Dönüşte gece bastırmış, Şile otobanı kenarındayız bu kez.

Yorumsuz ;-)

Şimdi de TEM kenarındayız! Eve yaklaşıyoruz.

Gidişte beni sokan arıcığın hatırası, dönüş yolunda iyice kabarıyor. Yaka, bağır açık gazlamanın sonu bu!


Almanya'dan Gelen Dost (18 Temmuz 2009 - C.tesi)
Almanya'dan motorcu arkadaşımız Fethi Kalay gelmiş. Biz evine davet etti.
İşte o gece va başlangıcı...


Günün öğleden sonrasında yine bir çayırdayım.

Her zamanki gibi elimde biram, arkamda kızım, altımda annem (doğa annem) :-)

Feyhi Almanya'dan motoru ile gelmiş. Her geldiğinde bizi arar. Kebap çok sevdiğimi de unutmamış.

Kebapçıdan sonra "mühimmat" alıyoruz ;-)

Üç motor Ataşahire gelip makineleri park ediyoruz.

Ve muhabbete Fethi'de devam ediyoruz.


Midnight Rider 2 (15 Temmuz 2009 - Çarşamba)
Yine gece yarısından sonra yine otoyollardayım... Pardon, otoyollarda ve otoyol kenarlarında!
Bu boş ceplerle uzun yola gidemiyorum ki sizlerle daha zengin içerikli resimer paylaşayım. :-)


Geçen yılki resimlerime bakın: Aynı pantolon! Başka da yok zaten :-)

Ceket de bir arkadaşımın oğlunundu :-)

Hayır, otostop yapmıyorum. Sadece sizi durdurup keyfime katılmanızı istedim.

35 TL.lik kaskım beni tehlike anında korur mu? Umarım bu sorunun yanıtı hiç öğrenemem!

Geceleri uyumadan önce bir bardak süt rahat uyutur!!?! Bir şişe aslan sütü ne yapar? :-D

Doğa, yol, gece özgürlüğü bir arada. Dertlerin sıfırlandığı saatler!