Temel BDSM terimleri ve bilgileri BDSM konulu önemli haberler Bazı BDSM uygulamalarının nedenselliği Mistressler veya Mistress adayları için Penis işkencesi teknikleri BDSM oyuncağı imali Özel yaşantımda yaptıklarım

Soru ve Sorunlarınızı Benimle Paylaşın

Bir araştırmacı yazar olarak (yazarlık geçmişim için tıklayın!) BDSM ve fetişizm konusunda çok okudum, düşündüm, yaşadım. ElvinAzar.com'da olağan seks hakkında iki yıl boyunca böyle bir sayfam olduğu için bu konuda deneyimliyim.

(ELVİNAZAR.COM DAKİ OLAĞAN SEKS İLE İLGİLİ SORULAR VE YANITLARIM İÇİN TIKLAYIN! )

E-mail adresleriniz gizli kalacak, fakat vermiş olduğunuz isim yayınlanacaktır.

Ad / soyadınız?
Sorunuzun konusu?
E-mail'iniz?
Soru / Sorununuz?

SON EKLENENLER
 Aldatıyor muyuz?
 Neden kendimizden korkuyoruz?
 Siz entelektüelmişsiniz! İlginç!
 Kocanız köleniz mi?
 Evlilik teklifiniz?

SAHİBELİK - FEMDOM
 Kız arkadaşıma açılmak
 Eşimi nasıl dominant yaparım?
 Esimi domina olmaya nasil ikna edebilirim?
 Mistresslik doğuştan mıdır, sonradan mı olunur?
 FemDom kadını nasıl anlarız?
 Türkiye'de FemDom'un Yeri?
 Dominantlık yaşı kaçtır?
 Femdom ve mazohizm ilişkisi nedir?

BDSM TEKNİKLERİ
 Footjob
 Yüze oturma
 Scatting
 BDSM ve deri ilişkisi?

OLAĞAN SEKS
 Kadına oral seks tekniği (Cunnilungus)
 Masturbasyon Teknikleri?
 Sünnet?
 Masturbasyon

STRAPON
 Strapon alışkanlık/deformasyon yapar mı?
 Strapon seviyorum, gay miyim?
 Strapon seks acı verir mi?

TRAMPLE
 Face trample
 Trample gerçeği

KÖLELİK - bdsm
 BDSM hakkında sorularım var?
 Kölelik istegi nasil olusuyor?
 Neden ayak fetişistiyiz?
 Genelde otoriterim, özelde köleyim!

KAYGILAR, SORUNLAR
 Aldatıyor muyuz?
 Neden kendimizden korkuyoruz?
 Fetişistik eğilimimden nasıl kurtulurum
 Mixed wrestling sapıklık mı?
 Hiç fetiş ilişkim olmadı
 Hiç cinsel ilişkim olmadı
 Kirli kilot ve çorap kokluyorum
 Sapık mıyım?
 Anormal miyim?
 Fetişisitim, sapık mıyım?
 İç çamasırlara ilgi duyuyorum!

Ms. ELVİN AZAR
 Siz entelektüelmişsiniz! İlginç!
 Kocanız köleniz mi?
 Evlilik teklifiniz?
 Ayak yalatırken ne hissediyorsunuz?
 Catfight yaptınız mı?
 Ters ilişki ve siz?
 Sizinle olmak
 Kilolu köle sever misiniz?
 Ayakkabı numaranız?
 Strapon sırasındaki hisleriniz?
 Sekste sınır tanır mısın?
 Dünyayı yönetmek ister miydiniz?
 Köleleriniz ve siz aile gibiyiz
 Kadın köleniz var mı?
 Efendi misiniz, ateşli bayan mı?
 İdeal Kölem
 Masaj
 Gerçek kölelik düzeninde yaşasaydık?
 Sınırlara inanıyor musunuz?
 Kölenizin sizin için önemi?
 Melek misiniz, şeytan mı?
 Sizden korkuyorum!

KADINLAR
 Kadınlar ayak okşanmasından hoşlanıyor mu?
 Anaerki ve kadına oral seks
 Kadınlarda ayak fetişisti olabilir mi?

Face trample oguz bayraktar - Mon, 04 Feb 2008 23:17:42
hiç trample yaparken bir kölenizin bogazina bastinizma ne kadar süre,facetrample yaparken hiç size köleniz yalvardimi yeter artik dayanamiyorum bitsin bukadari yada inliye inliye çiglilklar attimi?vebogaza basarken bastiysaniz nasil bir duyguiçindeydiniz efendim köleniz nefes alabildimi sizceenfazla sizin ogazina çiktiginiz kisi ne kadar dayanabilir merakla bekliyorum

Yanıtım:
Özel kölelerimin boğazlarına da, yüzlerine de basarım... Kölelerim de çoğunlukla yalvarırlar. Yalvarmayan köle mi olurmuş? :-)

Ama BDSM seansının başarısı bir insanı gerçekten yalvartmaya dayanmaz. Köle eğilimli biri en güzel şekilde istediğine ulaşınca yalvarır. Bu istek de binlerce çeşittir ve ancak köle belirtirse Sahibe bilebilir... Tabii ki müneccim değilse.

Trample’da temel olan bedenin her noktasına basmak, atlamadan, santim santim her yeri çiğnemektir. Yüz ve boyun gerçek bir trample seansında yer almamalıdır bence. Face ve throat -hatta body- trample sırasında çok kötü sakatlıklar yaşanabilir. Kaburgalar sanılandan çok daha çabuk çatlayabilir, nefes tıkanabilir, gözler, kulak kıkırdağı, burun kemiği, mimikleri oluşturan narin adaleler zedelenebilir...

Güzel bir trample seansı için Sahibe’nin ilk başta bedenin üst tarafını bir berjer koltuğa yükleyip ayaklarla köle bedenine çok az basınç uygulayarak ten ve adaleleri ısıtması; ancak 10-15 dakika sonra biraz daha ağırlık vererek olayı sürdürmesi gerektir. Başa, boğaza, testislere basmak son derece sakıncalıdır. Yüz üstü yatmış kölenin beline basmak da kalıcı sakatlıklara neden olabilir. Bu sorunları sıfırlamak için deneyimsiz Sahibelere kölelerine dizleri üzerinde trample yapmalarını öğütlüyorum.

Bunun ötesinde beden zamanla ağır trample seanslarına alışabilir. Bu bir antreman işidir. Alıştıktan sonra risk almayı da seviyorsanız Sahibenizle zorlayıcı trample seansları yapmanızın da bir sakıncası pek yok. Zevk sizin. Yine de dikkati elden bırakmamak gerek. Korkan adamın boynu dara gitmez :-)


Kadına oral seks tekniği (Cunnilungus) serdar - Wed, 06 Feb 2008 15:46:24
öncelikle sorularimi cevaplama tenezzülünde bulundugunuz için çok sagolun sahibem elvin hanim....ve sorularimdan bir iki tanesi hariç hepsine beni memnun ve tatmin eden bir cevap vermssiniz birisine yani markesa adalarinin yerini sordugum soruya nette kisa bir arastirma yaptim ama bulamadim kaynak verirsen daha deteyli bakarim diye belirtmissiniz markesa adalari ifadesine 1986-1989 yillari arasi yayinlanan(belki bir iki yil önceside olabilir)ve görsel yayinlar tarafindan yayinlanan esim ve ben adli fasiküller halinde yayinlanip okuyucuya ulasan cinsel bilgiler ansiklopedisinde cunnilingus maddesi açiklanirken rastlamistim..ve bu markesa adalarinda yasayan ponape ve sansol adli kabilelerde kadinlarin erkege göre biraz daha egemen oldugu ve cunnilingus un dini bir ritüel olarak ta uygulandigi yaziyordu arastirmanizi buna göre yeniden yapip bu adalarin günümüzdeki adlarini ve yerini belki bulabilirsiniz ve bana da aktarirsaniz çok sevinirim sahibem elvin hanim.... birde beni en çok sevindiren husus bana esesli bir cunnilingus seansi yapacak bir köleyide özlüyorum diye belirtmissiniz bu ifadenize çok sevindim ve size esasli bir cunnilingus seansi yapmak için canimi verebilirim bunuda bilmenizi isterim ve acaba benim size cunnilingus seansi yapmami istermiydiniz? sorularimdan tam açiklayici cevap alamadigim ikinci sorum ise scat uygulamasi hususunda taraftar degilim yapmam diye belirtiyorsunuz ama gerek yayinlamaya deger gördügünüz fantazilerde bu var ve gerekse öykülerinizde biz kölelerinize altin dusunuzu içirmek le ilgili bölümler var altin dusunuzun gerçek hayatta da içirilmesine karsimisiniz ve altin dusunuzu gerçek ten içen köleniz oldumu çünkü en azindan bunu ben çok istiyorum ve gerçekten altiin dusunuzu içen köleniz olduysa kendimi o kölenin yerine koyup rahatlayacagim bunu çok görmeyin ve alaya almayin ne olur kadinlik kariazmaniza etkileyiciliginize cazibe ve güzelliginize teslimiyetin ifadesi benim için yeri geldi berkay ve ayaklarinizi yalayan diger kölelerinizin yerine kendimi koydum ve bu ifadelerim su an da inanin çok dogal ve içten.... ve aile gibiyiz lafimin çok hosunuza gittigini belirtiyorsunuz bende yeniden tekrar ediyorum biz köleleriniz ve siz aile gibiyiz.... bu yazdiklarimida dikkate alip cevap verme tenezzülünde bulunmaniz umuduyla en güzel günler sizin olsun hoscakalin sahibem elvin hanim....

Yanıtım:
Bu adaları nette arattım ve soruşturdum ama bilgi bulamadım. Önceden söylediğim gibi orijinal yazılışı Türkçeye çevrilmiş... hatta bilgi bütünü ile asılsız da olabilir!

Cunnilungus (yani dişilik organının dil ile okşanması) seansını ancak özelime girmiş olan köle yapabilir. Bunun nedeni ahlaksal tutuculuktan çok, özel bölgelerimi deneyim ve yeteneğini sınamadığım kişilere açmayı sevmememdir. Düş kırıklığı yaşamak bana göre değil. Önlemci olmak gerek :-)

Paganizmde ve anaerkil bir pratik olan Tantra’da cunnilungus‘un basit bir seks pratiği olmaktan öte metafizik bilgelik açısından değeri büyüktür. Ataerkil kirlenmişlikten arınma ve gerçek erkekliğe ulaşmanın ilk adımı olarak görülür.

Bu konu açılmışken biraz da bilgi aktarayım:

Cunnilungus, erkeğin dilini dondurma yalar gibi dişilik organında gezdirmesi olmamAlıdır; çünkü dişilik organı bir dondurma değil, her milimetresi farklı baskı ve teknik bekleyecek zenginlikte bir organdır.

İyi bir cunnilungus seansı için önerilerimi şöyle sıralayabilirim:
- Önce kasıkların (tabii ki alıcı aşırı gıdıklanmıyorsa) ve dış dudakların önce yalanması, sonra ağıza alarak emilmesi iyi bir başlangıçtır. Şiddetin giderek artması her zamanki gibi ön koşuldur.
- Vajina, daima klitorise göre daha fazla sertlik ve baskı bekler.
- Tüm dokular, özellikle de dişilik organı uyarılara giderek alır ve hissizleşir. Bu yüzden baskı ve basınç sürekli arttırılmalı, teknik devamlı değiştirilmeli, aynı bölgeye uzun süreli benzer (bıktırıcı) uygulamalar yapılmamalıdır.
- İdrar deliği çoğu kadında erotik uyarılara duyarlıdır ve göz ardı edilmemelidir.
- Cunnilungus ilerleyen dakikalarda sadece dil ile yapılmamalıdır. Parmaklar, dildolar ve dil ile çeşitli kombinasyonlar kurulabilir.
- Bu kombinasyonlara ÇOK İYİ DEZENFEKTE EDİLMİŞ firkete de katılmalıdır... Nasıl mı? Sadece 2-3 milimetre olarak idrar deliğine sokarak! :-)


Trample gerçeği Ahmet Beyginer - Fri, 08 Feb 2008 00:55:27
Merhaba Elvin hnm...Fetisist olarak tek yasamak istedigim mrk ettigim sey trample :) Sizin için trample nasil bir fetisist dali diyim cunki ne kirbac ne aci cekme nede dierleri hosuma gitmiyor :) tek mrkim soft bir trample sizin stenizde arastirdim fakat denk gelemedim snmrm :) Trample seansiniz oldumu ve ne kadar birini ezmek istersiniz eer size birakilirsa sure ? ve ayakkabiylami ? çplak ayaklami terch edersiniz ?

Yanıtım:
Çok eleştiriliyorum ama bildiğimi söylemeden de edemem: Bence trample bir BDSM pratiği değil, bir arınma süreci. SPAya gitmek, Detox uygulamak gibi. Nedeni ise basit: Yüzyıllar boyu, insanoğlunu olabildiğince seksten uzak tutmak için konulmuş kurallarla unutturulan ayak tabanında burada anlatmamın imkanı olmayan beden enerjisi kapıları var. Bu kapılardan pozitif enerji akıyor... toprakta gezildiğinde doğal enerji bu kapılardan bedene giriyor. Bu kapılar (ya da enerji noktaları) dişilerde çok daha yoğun. Eski yazarların (ki, bu bilgiler Seks Tanrıları adlı kitabımda var) yazdığına göre kadınlar pagan dönemlerde ayaklarımın altındaki enerji tarlaya aksın ve de bolluk olsun diye tarlalarda belden aşağısı çıplak koşardı. Binyıllarca, dünyanın çok farklı bölgelerinde tapılan Ana Tantıça ve Baba Tanrının Hindu görünümü Kali ve Şiva da trample uygular. Şiva’nın bu anda cinsel organı sertleşir. (Nette bu konuda binlerce resim var).

Trample’ın temeli, gerçeği soft’tur. Ama BDSM ortamına girince hard’laşır, yani sertleşir. Ne de olsa BDSM sert kadınların ve acı çekmek isteyen erkeklerin ortamıdır.

Trample tekmeleme ve tekmeleyerek enerji boşaltma (yani köle bedenini stres topu gibi kullanmak) amacıyla da yapılabilir ama yararı bu koşulda tabii ki minimize olur.

Trample, bir kadının erkeğe verebileceği güzel armağanlardan biridir; bu nedenle sadece Sahibe/köle ilişkisinde değil, olağan ilişkilerde de kullanılabilir (zaten birçok erkek partnerini “masaj aldatmacası ile) üzerine çıkartıp bedenini çiğnetir.

Sözün özü trample Sahibe’nin yararına değil, kölenin yararınadır. Bu yüzden ben nasıl çiğnenmek istediğini köleme sorarım: Ayakkabı ile (yani acı+enerji süreci yaşayarak) mı çiğnenmek istiyor; yoksa çıplak ayakla (yani sadece şarj etme yaşayarak) mı?

Önceden de söylediğim gibi trample seansı olağan ilişkide de yaşanmalıdır ve eğer böyle bir ortamda uygulanıyorsa yumuşaklıkla yapılabilir. Ama çiftler Sahibe/köle konumundaysa ortama biraz da BDSM çeşnisi katmak (yani Sahibe’nin biraz sertleşmesi ve aşağılayıcı tavırları) ortama heyecan katacaktır.


Kız arkadaşıma açılmak murat feraye - Fri, 08 Feb 2008 13:43:00
saygideger elvin hanim affiniza ve müsadenize siginarak size bir soru sormak istiyorum...2 yillik güzel bir iliskim var...kiz arkadasima ayaklardan hoslandigimi ve submissive oldugumu nasil söyleyebilirim? onun bunlardan hoslandigini nasil anlayabilirim??

Yanıtım:
Kesin söylememelisiniz! Gerçekler asla ve asla kelimelerle paylaşılmamalıdır. Çağdaş “konuşalım” yaklaşımını unutun!

Gerçekleri adım adım, acelesizce, hünerli uygulamalarla, KESİNLİKLE ÇOK ÇOK AZDAN BAŞLAYARAK paylaşın. Eğer eğilimi varsa ya da aşırı tutucu değilse kabullenecektir. Eğilimi yoksa ve tutucuysa zaten size yaramaz. Temel beklentide anlaşamadığınız kişilere sakın kalbinizi açmayın.

Alıştırma sürecini ise bu sayfada bazı sorularda açıkladım. Oradan yararlanabilirsiniz.


BDSM hakkında sorularım var? kemal can - Sat, 09 Feb 2008 10:17:23
sayin sahibem size soru sorma cürrettinde bulundugum için özür dilerim. ayrica bu imkani verdiginiz içinde sonsuz tesekkürler ederim,sayin sahibem.
1-dogustan fetisizm varmidir.?
2-Binet nazariyesi nedir.?
3-Identification ve fetisizmdeki rolü nedir?
4-Mazohizmde ; 1-ALGOLAGNIE,2DOULOLAGNIE nedir.? ve aralarindaki farklar nelerdir. sayin sahibem bu konularda biraz bilgim var ama eksik olduguna inandigim için bu sorulari soruyorum.sormamdaki kasit ben ve benim gibi kisiler hangi katogoriye giriyoruz. bunun tespiti içindir sayin sahibem.bu tespiti tabi konuyu sizden ögrendikten sonra kendim yapabilme olanagina kavusacagim. saygilarimi arz eder önünüzde diz çökerek cevaplarinizi beklerim yüce sahibem. sorularimdan ötürü beni yanlis anlamamanizi dilerim. ayrica simdiden özürlerimi arz ederim türkiyenin bir numarali süper sahibesisiniz. bunu içten söylüyorum. saygilar sahibem köleniz kemal can

Yanıtım:
1. Birçok çağdaş bilim adamı seksüel pattern’in (ki, buna algolagnia, alolagnia ile hep karıştırılan parafilya gibi farklılıkla ve ayak fetişimiz de dahildir) dğuştan olduğunu savunmakta. Ben ise kişisel olarak ve gözlemlerime gdayanarak travma, ekstazy, yoksunluk vb. gibi durumlar sonucu gelişen seksüel farklılıkların -eğer zarar verici değillerse- özgürce tatmin edilmelerini; çünkü ancak böylece zamanla yerlerini olağan uygulamalara bıraktıklarına, ya da olağan seks ortamını zenginleştirdiklerine inanıyorum.
2. Binet teorisi akılla ilgili olansa detayları hiç bilmiyorum.
3. Ne demek istediğinizi anlamadım.
4. Algolagnia acı ile uyarılma. DOULOLAGNIE ne demek bilmiyorum.

Gördüğüm kadarı ile konuya bilimsel yaklaşmayı seviyorsunuz ama bireysel eğilimleri amatör bilim adamı olarak yargılamak hele ki katgerize etmeye çalışmak boş ve mutsuzluk yaratıcı (hatta ataerkil :) bir eğilimdir. Çünkü bir: Bilim amatör işi değildir. İki: Soyut gerçekleri kategorize etmek doğa dışı bir eğilimdir; doğada kural ve sınırı yoktur. Heraklitos’un dediği gibi: “Kimse aynı suda iki kez yıkanamaz; çünkü o hep akar” (Panta Rei). Bu yüzden doğal kimlik, asla sınırlanamayan, “kurallanamayan” bir fenomendir. Doğaya karşı çıkarsanız ise... Neler olacağını hepimiz yavaş yavaş görmekteyiz bence... Sizce? :-)


Karımı nasıl dominant yaparım? Hamit - Sun, 03 Feb 2008 06:07:21
Karımı dominat olmayı nasıl yaparım??

Yanıtım:
Kişilik olarak yapamazsınız; çünkü cinsellik ortamında kimlik hatır için değiştirilemez. Yapılsa da ne yapana, ne de talep edene uzun vadeli zevk vermez. Seks, ancak her iki taraf da benzer ölçü ve oranda zevk duyuyorsa değerlidir... Yoksa bir taraf için işkenceye dönüşmüş bir eylemdir.

Bu nedenle öğrencilerime ve köellerime daima aynı şeyi öğütlerim: “Asla partnerinize bu yanınızı itiraf etmeyin! Ya hatır için yapar ve soğur; ya hoşlanmaz ve soğur; ya da yapacak kapasitesi varsa ürker ve soğur”.

Partnerinizi dominat kimliğe sokmak ise yetenek ve sabır ile bir ölçüde mümkündür. Ama bir insanın karşısındakini böyle bir değişime uğratmaya, hem de “çaktırmadan” uğratmaya ne kadar hakkı vardır? Dikkatle düşünülmesi gereken, etik yanı ağır basan bir sorudur bu.

Kadın dominat olmaya iki alanda ikna edilir: Yatakta veya tüm yaşamda. Tüm yaşamda adı geçen değişimi yaratmak bence olanaksızdır; çünkü herkes ne ise odur. Uzman psikologlar bile en küçük bir kişilik değişimini çok uzun zamanda oluşturabilirler... dahası, bazen de oluşturamazlar.

Yatakta ise sevişme biçimi uzun zaman içinde değiştirilebilir. BDSM tarzına kaydırılabilir.
Partnerinizin sevişme biçimini farklılaştırmanın yollarını şöyle -çok kısa olarak- özetleyeyim:
1. Ayak fetişi: Ona masaj yapın; mesaja ayakları da katın. Bir ay sonunda masaja öpücükler ekleyin... ama asla sadece ayağa değil. Önce bütün beden + ayak olgusunu kullanarak beyindeki “ayak pistir, sekste kullnılaz” dogması yıkın. Altı ay gibi bir sürede ağırlığı ayaklara verin; ama olağan seksi asla tamamen terk etmeyin.

2. Submissive rolde sevişmek: Partnerinize oral seks yapın. Bunu zaman içinde bir hizmet gibi algılamasını sağlayın. Seçeceğiniz pozisyon o otururken sizin diz çöktüğünüz pozisyon olmalıdır.

3. Darbe ve işkence: Asla köle kimliğine geçmeden size vurmasının sizi uyardığını söyleyin. “Vurmak, en güçlü bedensel seks uyarısıdır, illa aşağılama anlamında değildir” fikrini yansıtın. Ortam hoşuna giderse ona sürekli servisler yaparak şımartın ve giderek köle kimliğinizi açıklayın.

4. Trample: Çiğnenmenin hoşunuza giden bir masaj olduğunu savunun. Altı ay içinde giderek köle kimliğine adım adım geçin.


Scatting Ali İnan - Wed, 16 Jan 2008 18:07:28
sahibem elvin azar hanimefendi sorum scat üzerine olacak evet zararlidir hepatit c bulasma riski yüksektir. fakar tamamiyla bazi filmlerde gördügümüz dIski yame olayinda kisiler bunun bilincinde degiller mi? yoksa korunmak için özel ilaçlar mi aliyorlar?bu konu hakkinda düsücelerinizi merak ettim efendim. Ayrica agza almamak kaydiyla yüze yapilan diski sanirsam saglik açisindan zarar vermez. saygilarimla

Yanıtım:
Hepatit’ten antibiyotik ile korunmak olanaksızdır... bu bir. İki: Filmlerde izlediğiniz kişiler sorumsuz davranıyor olabilir, ya da çekim öncesi partnerlerinden karaciğer fonksiyon testi istemiş olabilirler :-) Hepatit A, B, C bu testlerde izlenebilir... ama scat yoluyla bulaşacak hastalıklar sadece Hepatit ile de sınırlı sanılmamalıdır.

Yüze uygulana dışkının, eğer ciltte bir açık yara veya tahriş yoksa (tabii ki uygulama sonrasında yüz ve eller dikkatle anti-bakteriyel sabunla yıkanıyorsa) bir zararı olacağını sanmam.


Genelde otoriterim, özelde köleyim! Emre Ensar - Th, 17 Jan 2008 14:57:50
Saygıdeger elvin hanım Daha çocuk yaşlarda başlayan ayak fetişistliğim zzaman içerisinde homosexüellik ,bi kadına köle olma dürtüsü , ensest egilimler ve swingerlık fantazileriyle sürüp gitti sahibem. Ben bunların psikolojik bi vaka oldugunu düşünüp psikolojik yardım almam gerektiğini düşünürken sizin sitenizle tanıştım. Uzun bir zaman beri kendi kendime kurdugum tezlerin bilimsel verilerle desteklendiğini gördüm. Her insanın içinde homosexüellik egilimi oldugunu çünkü bunun genetiksel bi yapı oldugunu ama çevre çartlarıyla insanların kimliklerinin şekillendiğini düşünürken siz profösörlerin agzından bunların gerçekliğini yazdınız. Ataerkil bi toplum olmamız sebebiyle biçok baskı yüzünden ayaklar, anüs yasaklanmış bölgelerdi ama her yasak bizi bilinçaltında cezbetti. Ama çevre baskısı yüzünden ortaya çıkaramadık. Ve şimdi bi tezim daha var: İnsanlar arasında çok dominant bir kişiliğim var, liderlik özelliğimle grupları yönetebiliorum, ortamlarda hemen fark ediliyorum ve karşı cephe oluşturup o cephenin liderliğini üstlenebiliyorum. Bunlar benim karakterimin dışa vurumları ama kararkter hezeyanlarımın içerisinde debeleşirken sayın efendim bu baskın kişilik bütün varlıgını hiçleştirme dürtüsüyle yanıp tutuşuyor ve kendini sizin köpeğiniz yapmaya bu kadar heveslenebiliyor. Acaba bu her insanın içindeki kararkter çatışmasının bir ürünümüdür yoksa benim dışa vuran karakterimle sadece rolmü yapıyorum yani aslında ben neyim? kölemi,dikbaşlı bi lidermi? Engin bilgi birikiminiz ve tecrübenizle bana yanıt verirseniz sevinirim saygıdeğer efendim. son videonuzuda izledim ancak office mistress hala vazgeçilmezim son zamanlardaki fantazi kaynagım. varlıgınızla beni onurlırdığınız için teşekkür ederim. Sayın elvin azar saygılarımı sunar ayaklarınıza kapanırım size saygıyla sehpa görevi görmek isterim cevabınızı hasretle bekleyeceğim.

Yanıtım:
Beni bir ölçüde yanlış anlamış olabilirsiniz. Homoseksüellik eğilimi olağan değildir... ama karalanacak, utanılacak, zararlı bir eğilim de hiç değildir. Olağan ve doğal olan (doğada mutlak olmasa da büyük ölçüde izlenen) eğilim biseksüelliktir. Yani arada bir kendi cinsiniz ile de birlikte olup, bundan keyif almak... Homoseksüel olduğunuzda karşı cinse hiçbir şey hissedemezsiniz.

Gelelim sorunuza:

“Köle” denilen kimlik (kadın tarafından yönetilmeyi isteme, bunun çok yüce bir durum olduğuna inanma eğilimi), sitemde detaylı olarak anlattığım gibi (ki, feminist paganistlerin ortak görüşüdür bu yorum), kökenini binyıllar öncesinin anaerkil toplumunda yaşamışlık gerçeğini hatırlamak ve özlemekle oluşan bir eğilimdir büyük ölçüde. Eski anıların depreşmesidir. Bu depreşme ya reenkarnasyona dayalıdır... ki, bu kavramın bilimsel kanıtı yoktur; ya da kollektif bilinç dışı ile yansımıştır... ki, bu kavram Jung’a aittir ve bilimseldir.

Fakat bunun dışında kölelik eğiliminiz için şunları söyleyebilirim:
- Üzerindeki aşırı sorumluluk ve liderlik baskısını DENGELEMEK için köle kimliğini özlüyor;
- Kendinizi bir konu ya da olay yüzünden suçlu olarak görüp, bu suçunuzu BDSM ortamında hazla karışık cezalandırmak istiyor;
- Köle eğilimini hissedip, tabular nedeni ile bu yanı ile yüzleşemediğiniz için kendinize aşırı dominant bir kimlik yaratarak bastırmaya çalışıyor;
- Ya da BDSM literatüründe “switch” denilen kimlikte, yani her iki rolü de başarı ve tatmin ile, dönüşümlü olarak üstlenebilecek kişilik taşıyor olabilirsiniz.

Fakat kendinizi tanımlarken kullandığınız bazı sözler, bende, sondan bir önceki şıkkın baskın olduğu düşüncesini yarattı. Tabii ki insanın tanımadığım birini bu uzaktan analiz etmesi çok zordur; belki de psikologları bile aşar, değil mi ki beni...

Buna rağmen size sıkıntınızı gidermeniz açısından pratik bazı önerilerde de bulunmamda sakınca yok:

İnsanlar genelde gerçekleri ile barışıktırlar; kendilerine neyin iyi geleceğini bilirler. Fakat çokluk bu gerçekleri, doğa dışı ataerkil tabularla çatışır... ve bu yüzden bastırılmak zorunda kalır (çokluk dedim; çünkü ataerkil tabular genelde doğallıkla çatışır). Bastırılan istekler yine de kendilerini bireye azar azar hissettirirler.

Birey duyduğu bu içsel sesten öylesine korkar ki, bu sesin dediklerini yok etmek için kendini ve de çevresini bu söylenenlerin gerçek olmadığına inandırmak için bambaşka bir kimlik yaratır. Bir kişide kimliğinin yapay mı; yoksa doğal mı olduğunu anlamanın bir yolu da o kişinin kendisini anlatma biçimidir. Kimlik doğal ise söz edilmek gereği duyulmaz. Fark etmeden yaşanır. Yapaysa genelde fazlaca ön plana çıkarılır. Bu çıkarmanın amacı öncelikle bireyin kendi kendine, daha sonra da çevresine bu görüntü kişiliğin gerçekliğini inandırma çabasıdır.

Tabii ki sadece tahminlerimden yola çıktım. Pekala da yanılıyor olabilirim.

Mutlu yaşamanın tek yolu içsel huzuru sağlamaktır. İçsel huzur ise ancak kendini yaşamak ile elde edilir. Bu yüzden bilinçaltı sesleri bastırmak yerine dinlemek, eğer söylenenler bireyin yaşamakta olduğu kurulu düzeni çok yıkıcı değilse, yürekliliklerle onunla uzlaşmak; ama eğer yıkıcı ise bir orta yol tutturup sesin dediği yönde olabildiğince ilerlemek daha sağlıklıdır derim ben.


BDSM ve deri ilişkisi? Gökhan - Thu, 17 Jan 2008 14:40:35
Merhaba Elvin, BDSM ile deri giyimin birbiri ile örtüstügünü söyleyebiliriz, en azindan genel yaklasim bu yönde. Haksiz degilim saniyorum. Kendi bakis açimdan söylemem gerekirse, deri kiyafetlerden ziyade yün (angora, moher), veya kürk gibi kiyafetler giymis bir bayanin beni normalden çok ve çok daha fazla etkiledigini ve uyardigini söyleyebilirim. Ögrenmek istedigim BDSM içinde bunun bir yerinin olup olmadigi? Umarim sorumu anlatabilmisimdir :) Siteniz harika, ve bilgilendirici, Tebrikler!!!

Yanıtım:
Bence deri kıyafetler ile BDSMyi eş görmek kalıpçılıktır ve kimseye fayda sağlamaz. BDSM ve deri ilgisi Old Leather Community adlı bir Amerikan gruba dayanır. Ama bence onların aşırı (ve de gereksiz) reklamından öte de anlamı yoktur. Sizin de söylediğiniz gibi birçok BDSMci deri yerine farklı materyalleri çekici bulabilir; bunun tersi olarak da birçok olağan kişi deri ile uyarılır. Zevkleri sınıflandırmak son derece sakıncalı sonuçlar doğurabilecek bir hatadır.

Örneğin BDSMnin olağanlaşması için ciddi bir savaş vermiş olan John Willie bazı kölelerin ipek benzeri materyallerle, bazılarının ise zincirlerle bağlanmayı sevdiğini; aynı şekilde birçok Sahibenin de kölesini zincir ile değil, ip ya da kendi çorabı ile bağlı izlemekten uyarıldığını yazmıştır yıllar öncesinden.

Madem ki siz angor, moher veya kürkü (tabii ki artifisiyel) uyarıcı buluyorsanız sizin için normali odur.


Kadınlarda ayak fetişisti olabilir mi? Ozan Aydın - Fri, 18 Jan 2008 23:15:01
mrb..sayin sahibem.. annem'in ayaklara karsi özel bir ilgisi oldugunu sezdim..((bunu nereden sezdin diyceksiniz..!!annem bi kuaförde manikür ve pedikürcü olarak çalismakta 47 yasinda ve kadin ayakalri ile ugrasmaktan çok büyük zevk aldigini anliyorum..özellikle genç hanimlarin ayaklarina peddikür yaparken..bir kaç defa gördüm..)))sizce annem ayak yalamaktan hoslaniyormusur yani kadinlarda ayak yalayabilir mi ??annem'in bu bahsettigim genç hanimlarin ayak köleligini yaptigindan süpeleniyorum..sizce olabilir mi ?? bein bu konuda aydinlatabilrsenizz çok sevinecegim sayin sahibem..tesekkürler..

Yanıtım:
Ayaklar her iki cinste de cinsel uyarıya açık uzuvlardır ve erkekler de ayaklarının okşanmasını özlerler. Maço erkeklerin ayaklarını yıkatmasının; Uzak Doğu masaj salonlarında erkeklere ayak masayı yapan kadınların -bu seansı sürdürmek için arka tarafta- bir de seks odalarının bulunması bunun kanıtıdır.

Fakat kadınların ayakları çekici bulduğu üzerine ise bir araştırma yoktur ama ben bu durumu bazı kız arkadaşlarımdan “elleri ayaklarını beğenmediğim erkeklerle birlikte olamam” benzeri sözlerle çok duydum (örneğin ben de elleri çok erotik bulan bir hanımım ve şimdiki kocam ile ilk tanıştığım gün motosiklette arkasında otururken, gidondan izlediğim ellerinden aşırı biçimde etkilenmiştim). Bu gerçeklere bazı kadınların -tıpkı bazı erkekler gibi- beğendikleri uzuvları ağızlarına almayı istemeleri bilgisini ekleyelim... böylece bazı kadınların ayakları yalamaktan zevk alabilecekleri noktasına geliriz.

Ayrıca ayak kokusu da çok uyarıcı bazı kimyasallarla yüklüdür. Örneğin Isovaleric acid parfön sanayiinde kullanılmaktadır! Bu yüzden her iki cinsin de -tabii ki kirli olmamak şartı ile- ayakların doğal kokusundan zevk alabileceklerine inanmaktayım.

Anneniz ile ilgili yorum yapmam ise olanaksız. Ama bence “ayak kölesi” olup olmaması hiç de önemli değil. Bu düşünce sizi uyarıyorsa inanmaya devam edin; uyarmıyorsa unutun gitsin... onun özel yaşamı ne de olsa. Gözlem yapmaya hakkınız olmadığına inanıyorum.


kadınlar gerçekten ayaklarının okşanmasından hoşlanıyor mu? dogan eren - Fri, 11 Jan 2008 23:25:03
öncelikle sorumu okudugunuz icin tesekkur ederim.cevaplayamazsaniz da önemli degil.ben hep merak etmisimdir kadinlar gercekten ayaklarinin oksanmasindan veya ayaklari ile bir erkege masturbasyon yapmaktan hoslaniyorlarmi?.sadece porno filmlerde oluyormus gibi geliyor.yani zevk almiyorlarmis gibi sizce oylemi?

Yanıtım:
Tabii ki bu durumda kadına özeldir... ama iddia ediyorum ki sadece kadınların değil, erkeklerin de ayakları erotik uyarılara açıktır ve yöntemince yapılan uygulamalar büyük bir zevk yaratabilir.

Bir düşünün: Eller ve ayaklar ikiz uzuvlardır ve biçimleri ile işlevsellikleri büyük benzerlikler gösterirler. Bu nedenle seks sırasındaki en önemli eylemlerden olan okşama eylemi neden ellerin ikiz kardeşi ayaklarla da yapılmasın? Neden yapılınca zevk vermesin? Ayrıca ayakların gıdıklanma özelliği onların erotik duyarlılıklarına ve bu konuda ellere üstünlüklerine kanıttır bence.

Aynı mantıktan yola çıkarsak Foot job (penisin ayakla uyarılması) da kadına hayli zevk verebilir.


Strapon alışkanlık/deformasyon yapar mı? onur kalyoncu - Wed, 16 Jan 2008 11:25:49
meraba elvin hanim 24 yasindayim 2 ay önce 40 yaslarinda dul bir hanimla cinsel deneyimim oldu daha sonra beni strapon iliskiye zorladi sasirdim eski esiyle sik sik deniyormus bosalma gecikince eski esiyle yapiyorlarmis önce hayir dedim asiri israriyla denedik önce canim yandi ama bosalirken müthis ve degisik bir haz aldim iliski sonrasi gülümseyerek bir süre sonra canin yine isteyecektir dedi anüsün bu zevki tatti bir süre sonra buna istek duyarsin dedi tedirgin oldum hos ve güzel bir deneyimdi ama sizce ayni seye aliskanlik olurmu ikincisi anüsüm çok acmisti ilk giriste özellikle strapon seks anüse zarar verirmi saglik açisndan yani tesekürler

Yanıtım:
Alışmak, sanılanın tersine beyinsel bir fonksiyondur, bedensel değil. Örneğin, seks sırasında mutlu ve tatmin olmak için vajinal seksten farklı şeyler özleyen bir kadınla bir yıl boyunca her gece vajinal seks yaparsanız, vajinal sekse alışmış bir kadın değil, vajinal seksten büsbütün soğumuş bir kadın elde edersiniz :-) Bedeniniz, size fizyolojik kadar ruhsal doyum/ zevk veren eylemlere alışır. Sözün özü, alışma miktarınız yaşadıklarınızın size verdiği zevk ve suçluluk oranlarının bileşkesine paralel.

Anüs, (tabii ki hemoroid benzeri bir sorunu yoksa) sık kullanım değil, kötü kullanım sonucu deforme olabilecek bir uzuvdur. Düşünün ki sürekli tuvalete çıktığınız halde anüsünüzde bir gevşeme görülmez. Bunun ötesinde insan bedeni zorluklara, eğer zorluk dozajında (tahammül edilebilecek oranda) ise dayanma eğilimindedir... ki bu eğilim hayatta kalma savaşının bir parçasıdır. Body building sporundaki bedensel gelişimin mantığı da budur. Bu yüzden anüsünüze uygulanacak baskı ver zorluk eğer “tedrici” olarak arttırılırsa, olayın temeli kantite’den ziyade, kaliteye (yani erkeklerde sıklıkla görülen strapon kalınlığı takıntısından, strapondan alınacak zevke) kanalize edilirse bir sakıncası olamaz.


Eşimi sahibe yapmak hamdi poyraz - Wed, 09 Jan 2008 01:16:17
sahibem 17 yillik evliyim esimi domina olmaya nasil ikna edebilirim?

Yanıtım:
İlk koşul eşinizin içinde submissve (boyun eğici) eğilim ve beklentinin olması tabii ki... Genelde kadınlar doğal eğilim olarak dominanttırlar. Ama erkekler dominantık ile agresiviteyi karıştırırlar; bu nedenle kadınları dominant olarak görmezler. Oysa dişi baskınlığı kromozom yapısından, hayvan alemine dek (aslanlarda dişi avlanır; birçok hayvanın dişisi erkeği seçer; güzel ve çekici/davetkar olan cins erkektir) doğada hep dişidir baskın olan. Bunlara karşın yine de bazı kadınlar bu yönde eğilim göstermezler. Ama bu isteksizliğin ataerkil baskılar sonucu oluşmuş bir suçluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını da iyi gözlemek gerekir.

Mutilik, yani erkeğe senkronize olarak yaşamayı seçmek kişilik özelliği ise yapılacak bir şey yoktur tabii ki, ama dominantlık çeşitli nedenlerden dolayı gölgede kalmışsa bu yönü yeniden yeşertmenin yolları da vardır.

Öte yandan bir kadının dominant olduğu alan da farklı olabilir. Bazı kadınlar sosyal yaşamda, bazıları aile çevresinde, bazıları ise sadece sekste dominat olabilir. Bu nedenle iş hayatında submissve olan eşinizin sekste dominat olamayacağını (ya da tersini) düşünmek de hatalıdır.

Bir kadındaki dominat yönü ortaya çıkartmak, bir insanın kimliğinde farklılıklar oluşturmak anlamına geldiği için hem etik yönden çok doğru sayılmayabilir... hem de büyük bir yetenek ve sabır gerektirebilir. 3-4 yıla yayılan bir süreçte gösterilmesi gereken bir sabırdır sözünü ettiğim. Ve bu süreçte asla baskıcı olmamak bir diğer koşuldur. Baskı, daima bireyi korkutup savunmaya geçirir... ki savunmanın anlamı “bireyin, değiştirmeye çalıştığınız niteliğine yönelik aşırırı koruyucu tavır içine girmesi ve koruyabilmek için daha da derine alması” manasındadır.

Bir kadını aile yaşamında dominant kılmak için, ailedeki erkek rol-modelinizi azdan çoğa değiştiremeye çabalamanız gerekir. Bunun için ise onu bilinç altınızda eşiniz değil, seksi bir işveren olarak görmeye başlamanız yararlıdır. Bu duruma ne ölçüde inanırsanız başarınız o kadar artar. Onunla aranıza sevgi ve hayranlık kaynaklı bir mesafe koyun ama bu değişim asla göze batar olmasın. Damla damla verin gelişimi yaşamınıza. Giderek ev işlerinde yardım edin. Kararları ona danışarak alın, hata yapsa bile alkışlayın. Korkutmayın... Zaman içinde onu şımartın. Asla hatalarını yüzüne vurmayın. Unutmayın ki çoğu insanın özünde fedakarlık ve sorumluluğa değil, şımarıp egosantrik olmaya yönelik bir öz vardır.

Sekste ise kadına dominantlık alanına atlatmanın en kolay yolu ve ilk adımı masajdır. Ona düzenli olarak masaj yapın ve çekinmeksizin ayaklarını da masaja katın. Ayaklara geçerken duraksamayın. Çok doğal davranın. Bir iki hafta sonra masaja yer yer öpücükler katın. Ayak masajı bölümüne de tabii ki!.. Ayrıca sekste onu üstte olacağı pozisyonlara yönlendirin. Ona bol bol oral seks yapın. Sizden oral seks almaya alışınca onu iskemleye oturtun, önünde diz çökerek oral sekse başlayın. Bu kez de sizi önünde diz çökmüş görmeye alışsın. Leg worship’e geçin ve bacak öpüp yalamaya ayakları da katın. Zamanla face-sittine’e atlayın. Sizi yere yatırıp yüzünüzün üzerine oturmayı doğal karşılar olsun... sizin edilgen olduğunuz pozisyon ve hallerde vaz geçemeyeceği zevkler almaya alışsın; beyninde edilgenliğiniz ile zevk iç içe geçsin. Sizin etkin olduğunuz pozisyon ve durumlarda ise bilerek başarısız olun... ama abartmayın.

Ve asla, asla onunla bu konuları, yani özlem ve ihtiyaçlarınızı en başında konuşmayın. Kim ne derse desin ona fantezilerinizden söz etmeyin. Bu konuyu duyan kadınlar kocalarını olmasa bile, kocalarını verdiği güvenliği yitireceklerini sanırlar ve paniğe kapılabilirler; çünkü bir kadın her ne kadar çağdaş yapılı olsa da, eğer evlilk ilişkisini sadık kalarak götürebiliyorsa bilinç altında bu çeşit kaygılar taşır. Vermeniz gereken mesaj edilgen role geçmenizle ona kendinizi taşıtmayacağınızı; bilakis, bir köle gibi, eskisine oranla onu daha büyük bir özen ve sorumlulukla taşıyacağınızı göstermek olmalıdır.


Masturbasyon Teknikleri? Gökhan Yakamoz - Wed, 09 Jan 2008 18:47:53
Merhaba efendim 17 yasinda bir gencim.Masturbasyonun çesitli teknikleri varmidir erkekler için ve bu teknikleri sizin bilgilerinizle bizlere sunabilirmisiniz.Ayrica anal masturbasyon erkekler icin varmidir cevabiniz için simdiden tesekkurler

Yanıtım:
Siz dahil her erkek masturbasyon sırasında kendini nasıl okşayacağını benden iyi bilir tabii ki. :-) Ama ekleyebileceğim şeyler de yok değil: Masturbasyonda erkeklerin en büyük hatası dikkatlerini sadece penislerine vermeleridir. Oysa ataerkil ahlak ne denli lanetlese ve bastırmaya çalışsa da erkeklerin de göğüs ve anüslerinin hassas olduğu gerçeğini değiştiremez. Bu nedenle mast. sırasında göğüs uçlarına çok gevşek (canı tatlı tatlı, hafifçe yakacak baskıda) mandallar takmak; mast.un başında anüse bir kurşun kalem veya ince bir mum yerleştirmek; ağza da biberon memesi benzeri emilmeye uygun cisimler sokmak mast.un yoğunluğunu arttırıcı olabilir.

Erkeklerin mast.da atladığı bir diğer nokta da idrar yoludur. ÇOK İYİ STRELİZE ETTİKTEN SONRA penis ucuna sıradan, siyah renkli bir saç tokasının çatal değil, yuvarlak kısmını bir cm. kadar sokmak ve git-gel hareketleri yapmak da farklı hazlar yaratabilir. Tabi ki bu olayda tokayı içeri kaçırmamaya çok dikkat etmek lazımdır. Bu nedenle tokanın iki ucunu dışları doğru esnetip içeri kaçmayacak bir şekil vermek de yararlı olur.

Mast.da zevki artırmak için kullanılacak bir diğer teknik gelmeyi ZORLAŞTIRMAKTIR. Örneğin yüz üstü yatağa veya yere yatarken penis altına pütürlü, girintili çıkıntılı bir yüzey/nesne koyduktan sonra, penise aşırı şekilde kayganlaştırıcı sürüp, elleri kullanmadan orgazm sağlamaya çalışmak da ilginç zevkler yaratabilir

Anal masturbasyon için ilk önerim zevke uygun bir dildo satın almaktır. Ama buna olanak yoksa, veya kişi sanatçı yönünü kullanmayı seçerse, kalın bir mumdan arzuya göre bir dildo yontmak (örneğin girintili çıkıntılı bir model yaratmak) ve mast. da bunu kullanmak çok zevk verici olabilir. Bir el ile anal dildoyu kullanırken penisi okşamanın zorluğuna karşı ise uzun mumun bir ucunu tapa şeklinde yonttuktan sonra anüs yerleştirmek ilginç bir tekniktir. Dildo, anüstan dışarı doğru en az bir karış dışarıda kalmalıdır. Mast. sırasında kalçaya yaptırılacak kıvrak hareketler ve tüm sallama hareketleri anüste çeşitli baskılar yaratacağı için kişi farklı hazlar duyabilir.


Uygulamaların Türkçe’si? erman dinler - Thu, 10 Jan 2008 20:16:50
efendim affiniza siginarak benim ingilizcem yok o yüzden soruyorum hoslandiniz bdsm yöntemlerinin ne oldunu anlamadim dört ayak üstünde bekliyorum

Yanıtım:
Foot worship (ayak seks), Trample (erkeği yatırıp çiğnemek), Whipping (kırbaçlamak), Canıng (kamçılamak), CBT (penis ve testislere uygulanan acı oyunları) en sevdiğim uygulamalardandır.


Mistresslik doğuştan mıdır, sonradan mı olunur? ERTUGRUL FIRTINA - Sun, 30 Dec 2007 15:47:21
Elvin Hanim; Köleler bence dogustan kazanmis oldugu bazi hisler ve gen özellikleri neticesinde köle olmakta ve bunu isteyerek seçmemektedirler. Sahibeler de bu özelliklerini dogustan mi kazanmakta yoksa yasadiklari sosyal çevre ve sartlar mi onlari mistress olmaya zorlamaktadir?

Yanıtım:
Köle olarak nitelenen erkekler çok değişik niteliklere sahip kişiler olabilirler.
Köle denilen erkek;
- Çocuklukta geçirilen ruhsal bir travma sonucu kötü muamele görerek suçluluk duygularından arınacağını düşünen ve bu arayışına BDSM ortamında çözüm bulduğunu sanan;
- Kadın üstünlüğüne hiç inanmadığı halde, beynindeki haz/acı reseptörlerinin olağandan daha aktif olması sonucu sekste acı duyarak uyarılan, bu yüzden BDSM ortamına giren;
- Kollektif bilinç dışı veya reenkarnatif anılar nedeni ile anaerkil yaşam özlemi içinde, bu gereksinimini “kadına boyun eğme” biçiminde abartarak yorumlayan, bir kişi olabilir.

Ya da gerçek bir köle olabilir... ki, gerçek köle denilen erkeği “köle” sözcüğü ile isimlendirmek olaya teatral hava katarak gerçeğin ciddiyetini bozmak anlamındadır; çünkü gerçek köle aslında geleceğin idealize olmuş, hatalarından arınmış, y kromozomunun dürtmelerini kontrol altına alabilmiş erkektir. Kadına (kadınına değil, genelde kadın adlı cinse) gerçek bir hayranlığı, sevgisi ve güveni vardır. Bu nedenle yaşamının yönetimini -tabii ki bireyleşmesini engellemeyecek oranda- kadınlara bırakmanın daha doğru olduğunun bilincindedir.
BDSM pratikleri ile seks yapıp yapmamak ise kendi tasarrufundadır.

Sahibelere gelince... Sahibeliğin de nedeni çok değişik olabilir:
Sahibe denilen kadın;
- Çocuklukta veya erişkinlikte geçirilen bir ruhsal travma sonucu erkeklere yönelik düşmanlık hisleri geliştirmiş; geçmişin intikamını alma arzusunu BDSM ortamında realize edebileceğini sanan;
- Kadın üstünlüğüne hiç inanmadığı, hatta belki de güçlü olmadığı halde, sadistik yanını tatmin etmek için BDSM ortamına giren;
- Kollektif bilinç dışı veya reenkarnatif anılar nedeni ile anaerkil yaşam özlemi içinde, bu gereksinimini “erkeğe boyun eğdirme” biçiminde abartarak yorumlayan, bir kişi olabilir.

Ya da gerçek bir Sahibe olabilir... ki, gerçek Sahibeler, belki kişilik güçleri, belki devrimci karakterleri, belki aldıkları eğitim ve kültür sonucu içlerinde gizli olan kadın adlı gerçeği üstlenebilmiş hanımlardır. Dengeli, erkeğe saygılı, sevgi ve sevecenlik niteliğini yitirmemiş; ama bu özelliklerine otorite, bağımsızlık ve egemenlik nosyonlarını da ekleyebilmiş kadınlardır.
BDSM pratikleri ile seks yapıp yapmamak kendi tasarrufundadır.


Dominantlık yaşı kaçtır? kemal can - Tue, 08 Jan 2008 11:10:48
bayanlarin normalde yaradilislarinda mazohizm mevcuttur diye düsünüyorum.! mistress olarak geçinen bazi hatta bir çok hanimlarda dominant karakteri yapmacikmidir acaba? çünkü bu nasilki erkek kölelerde yani mazohizmde karakter 4 veya 5 yaslarinda oturuyorsa dominantlikta küçük yaslarda olusmazmi? 20 yasindan sonraki dominantlik sadece rolmüdür. ? zira bu yapinin içten gelmesi ile olur diye düsünüyorum acaba haksizmiyim? sayin sahibem saygilarimi sunarım.

Yanıtım:
Sıra ile yanıtlayayım:
- Kadınların doğuştan mazohistik nitelikler taşıdığı bilimce kanıtlanamamış bir düşüncedir. Bana sorarsanız kadınların bu kadar baskı ve edeplenme karşısında bile bu kadar başarı kazanabilmesi onların mazohistik niteliğinin olmadığı; fakat bunun ataerkil ahlaksal baskı ile sonradan oluştuğunun kanıtıdır.
- Birçok Mistress’da dominant karakter değil ama, aşırı baskıcı uygulamalar (örneğin aşağılama, azarlama vb) bir ölçüde -yapmacık demeyim de- beklenti sonucu yapılıyor olabilir; çünkü değil bir kadının, hiçbir insanın sinirlenmeden birini azarlayabileceği, ya da azarlayıp döveceği kadar illet olduğu biri ile birlikte olmak isteyeceği düşünülemez. Ama sekste role playing pek de fena bir şey değildir. Olaya heyecan katar.
- Dominant karater doğuştan gelir; sonradan edinilemez. Örneğin ben, yaşam öykümde de anlattığım gibi, kendimi ilk bilmeye başladığımdan beri erkek çocukları yönetmiş; ergenlikte lafımı dinlememeye başladıklarında ortamı terk etmiş bir hanımım. Ama ülkemizde dominatlık ile aşırı sertlik ve saldırganlık karıştırılır. Aşırı sert ve saldırgan kişilerin bu tavırlarının gerisinde dominatlık değil, bastırılmaya çalışılan korku olduğu ruhbilimle amatörce ilgilenen her kişinin bile bildiği bir gerçektir.


Footjob Dogay Avkan - Wed, 02 Jan 2008 19:44:06
Elvin hanim, Kölelerinize footjob uyguluyorsunuz sanirim, Bir video görüntüsü koymaniz mümkün olurmu acaba buraya. Saygilarimla

Yanıtım:
Sitedeki iki film için (filmlerde çıplak erkek kullanmadığım halde) ne küfürler alıyorum; nasıl aşağılanıyorum bilmediğiniz belli. Benim bile gücüm buraya kadar. Eğer öyle bir film çekersem araştırmacı yazarlığım, hatta ülkemdeki sayılı uzun mesafe motorcusu hanımlardan biri olmam bir daha -şimdi olduğu kadar bile- hatırlanmaz :-) Ataerkil kültürde seçkin ve aydın bir kadının erotizm yapmaya hakkı yoktur. Bunun gerisinde neden ise seksi seçkinlik ve kültür gibi niteliklerle bağdaştırmayıp; pis, ayıp ve kirli bir eylem olarak kabul etmek vardır.


Anaerki ve kadına oral seks serdar tekeren - Sat, 29 Dec 2007 22:42:00
ben zaten hem grup hem site üyenizim ve izninizle bir çok sorum olacak öncelikle ortaokul yillarimda görsel yayinlarda yayinlanan e ve ben adli cinsel bilgiler ansiklopedisinde cunnilingus( yani kadincinsel organlarinin agiz yoluyla uyarilmasi) maddesini okurken bir sey çok ilgimi çekmisti markesa adlarinda yasayan panope ve sansol adli iki kabilede kadinlarin erkege göre daha egemen oldugu ve kadinlarin sevgililerinden meme ve vulvalarini vajinalarini ayaklarini öpüp emerek kendilerini heyecanlandirmalarini beklediklerini hatta cunnilingusun bu adalarda sini bir ritüel olarak uygulandigini yaziyordu...ilk sorum sahibem elvin hanim bu adalari google da bilgi olur diye aradim sadece yukarda sözünü ettigim ansiklopediden alintilar vardi bir türlü gerek atlasta gerek internette bilgi bulamadim sizin bu adalar hakkinda bilginiz varmi ve dünyanin baska yerlerindede buna benzer kadinlarin egemen oldugu topluluklar varmi biz kölelerinizle o adalarda yasamak istermiydiniz ben çok isterdim çünki ve bu adalar hakkinda beni bilgilendirebilirmisiniz..

Yanıtım:
Anaerki ile cunnilungus arasındaki bağlantıya dikkat çekmeniz çok güzel... ve de önemli. Kadının cinsel organını, salgılarını pis, kirli ve zararlı görüp uzak durulması gerektiği düşüncesi sadece ataerkil kültür ve inançtan kaynaklanmıştır. Tek tanrılı dinler öncesinde kadının akıntılarının, hatta regl kanamasının bile bereket verdiğine inanılırdı ve bolluk için kadınlar YALIN AYAK belden aşağısı çıplak şekilde tarlalar üzerinde koşarlardı. Bunları kaynakları ile kitaplarımda (özellikle Seks Tanrıları’nda) anlatıyorum. Zaten aslında her iki cinsin de seks salgıları şifa vericidir ve bu nedenle cinsellik sonrası hemen yıkanmak bu enerjiyi boşa harcamak anlamındadır.

Cunnilungus korkusunun gerisinde “kadına boyun eğme, giderek kadın tarafından yok edilme” korkusu vardır... çünkü ataerkil kültür ve inançta kadın zararlı, güvenilmez ve aldatıcı olarak tanıtılır.

Adı geçen isimde bir yer de, bir halk da bilmiyorum serdar. Nette kısa bir arama yaptım, birçok ciddi siteye üyeyim, ama hiçbir bilgiye ulaşamadım. Acaba bilgi kaynağı gerçek mi? Yeterince güvenilir mi? O kitaptan alıntıları gönderirseniz daha kapsamlı arayabilirim. Belki de bu isimler ülkemizdeki “özel isimleri dilimize çevirme” alışkanlığının kurbanı olmuştur.

Panope, Yunan Mitolojisinde bir Nereid, yani deniz kızı. Çok hayırlı bir karakter. Denizcileri fırtınalarda yollarını kaybetmekten koruyor. Tabiidir ki -ataerkil inancın ilk basamaklarından olan- Yunan Mitolojisinde Neridler kötülenir. Erkekleri sesleri ile baştan çıkartıp, “kötülüğe” (ki bu kötülük onları savaştan koparıp, güzel saraylarda yiyip içmek ve sevişmektir) sürüklediklerine inanılır.

Günümüzde yaşayan en popüler anaerkil toplum Hopiler. Arizona dolaylarında yaşıyorlar. Avustralyalı Aborjiniler orijinal olarak anaerkil. Ama ataerkil baskı altında değişime de uğramaktalar. Kolumbia’daki Guajiro; Çin’de Mosuo halkı var.

Şu anda olduğum yerden başka yerde yaşamak istemem sevgili serdar, olsa olsa oralara tatile gitmeyi arzulayabilirim (tabii ki yanımda kölem olmadan ;-) Ama şaka bir yana, bana güzel bir cunnilungus seansı verebilecek bir köle özlüyor olabilirim :-))


Yüze Oturma cengiz tmb - Tue, 18 Dec 2007 21:54:10
bir kadinin yüzüume oturmasini istemem gibi bir istek sizce neden olur ? niye boyle bir asagilanma isteyi?

Yanıtım:
Bir kadının yüzünüze oturmasında aşağılayıcı bir şey göremiyorum. Yüzünüzde, seks sırasında kullandığınız beş duygunun tümünün algılama organı var: Gözler, burun, ağız, ten, kulaklar... Partneriniz yüzünüze oturduğunda en özel ve cinsellikte en yoğun kullanılan bölgesini sizin beş duyu organınıza aynı anda temas ettiriyor.

Öte yandan yüzünüzün üzerindeki ağırlık nedeni ile kımıldayamıyor olmanız da partneriniz Hanımefendinin güzünü size daha doğrudan hissettiriyor.

Bunların ötesinde başa uygulanan basınç çokluk cinsel organlarda hissedilirler. Sıkı bir tasma da aynı sonucu yaratabildiği için zevk verir.

Tüm bu bilgilerin ışığında yüze oturma uygulamasından zevk almak değil, almamak anormal.


Kölelik istegi nasil olusuyor? baris suna - Sat, 15 Dec 2007 01:17:38
acaba kölelik istegi nasil olusuyo insan niye köle olup ayak yalamak istesin?

Yanıtım:
Kölelik eğilimi denilen kimliğin oluşumunun yaygın nedenleri çok olağandır aslında:

Köleler, genelde kökeni İlk Çağ'lara ve bereket kültlerine dayanan anaerkil sistemi geçmiş yaşamlarında yaşamış ve bunu çok sevdikleri için hala o günlere özlem duymakta olan erkeklerdir. Erkekegemen baskı kültürümüzden kalktıkça bu eski yaşamlardan yansıyan anı, giderek güçlü biçimde hatırlanmaktadır.

Bazı erkekler ise kişilik yapılarında bilinçsizce fakirizm eğilimi taşırlar; çünkü araştırmalar göstermiştir ki, fakirizim sadece bir ideoloji değil, doğuştan gelen bir kimlik yapısıdır. Fakir, bedenine yasaklar koyarak kendini geliştirmeyi seven kişidir. Bu eğilimin en yaygın ve güncel görünümü ise sürekli sağlıklı besinler tüketen ve zorlu antrenmanlar ile sağlık ve bedenlerini geliştirmeyi seven sağlıklı yaşam taraftarlarıdır.

Bir üçüncü grup ise beynindeki acı/haz kardeşliğini -beyinsel yapısı nedeni ile- sıradan insandan daha yoğun hisseder ve bu nedenle bunu özler. Acının hazza dönüşebildiği; hazzın, beyindeki acı sensörleri tarafından zevk sensörlerinden daha çabuk algılandığı bu gün klinik olarak kanıtlanmıştır. Detaylı bilgi için bkz tıklayın!

Bunların ötesinde köle kimliğinin sanıldığı gibi küçüklükte yaşanmış bir travmadan kaynaklanmadığı da ortaya çıkmıştır. Rapor ve haber için tıklayın!

Ayak köleliğinin nedenleri hakkında ise yakında geniş bir araştırmam yayınlanacak.


Masaj Fatih Dağlı - Thu, 20 Dec 2007 14:52:22
maharatli bir masör tarafindan ayaklariniza masaj yapilmasi hosunuza gidermiydi efendim?

Yanıtım:
Benim hayat felsefem “Her şeyin en iyisine sahip olmak” üzerine kuruludur. Masajın en iyisini masör yapacağına göre sizce yanıtım ne olabilir?

Fakat bazı masörler “bu işi en iyi ben bilirim, profesyonelim, işi bana bırakın, kendinizi bana bırakın” havasındadırlar... ki, bu da bana hiiiç uymaz. Bu yüzden lafımı dinleyen, yetenekli kölelere ayak masajı yaptırmayı da severim.


Sünnet Çagatay Ay - Tue, 11 Dec 2007 16:29:10
Yüce sahibem benim sormak istedigim soru aslinda bdsm'ile pek ilgili degil ancak biz erkekleri birebir ilgilendiren bir konu oldugu,sizinde dinler tarihi seksin tarihsel gelisimi üzerine çok degerli arastirmalariniz ve kitaplariniz oldugundan ve hepsinden daha önemlisi benim size olan sonsuz güven ve teslimiyetimden dolayi beni aydinlatmaniz,degerli bilgilerinizi benimle paylasmaniz için bu soruyu size soruyorum efendim.Yüce efendim sünnet olgusu bildigm kadariyla müslümanlikta,kuran'da bir emirle farz kilinmamis.Ancak yüzyillardan beridir bizim toplumumuzda uygulana geliyor.Cumhuriyetimizin ilk yillarinda Cemil Topuzlu gibi degerli tip otoritesi bilimadamlarimiz bu uygulamanin hiç bir yarari olmadigini bilakis çok sayida zarari oldugunu anlatmaya çalismislar ancak maalesef etkili olamamislar.19.yy ingiltere ve amerikasindada victoria ahlaki toplumsal yasama egemenken sünnetin erkegin cinsel arzusunu kisitlamasi,azaltmasi için hristiyan geleneginde asla olmamasina ragmen bu uygulama baslatilmis.Halende özellikle amerikada devam ediyormus.Benim sizden acizane ögrenmek istedigim bu uygulamanin kaynagi ne?Ataerkillikle ilgisi ne kadar?Sünnet acaba gerçekten erkegin cinsel istegini ve doyumunu azaltirmi?Sünnetin sagliga bir yarari varmi?Yoksa yokmu?Bu konuda ben acizane kölenizi bilgilendiriseniz çok mutlu olurum YÜCE SAHIBEM sonsuz saygilarimla önünüzde egiliyor ayaklarinizin bastigi yerleri öpüyorum.

Yanıtım:
Sorunuzun yanıtını o kadar kapsamlı verebilirim ki... sayfalar dolusu yazabilirim bu konuda... Ama bunu yapmamam gerektiğini biliyorum öncelikle; çünkü dinsel inancı, yani imanı zedelemek, bireye ciddi ölçüde zarar verebilir... örneğin kişilik dengesine darbeler atabilir. İmanı zedelenen insanlar hiç de “A, ben yanlış biliyormuşum; doğrusunu öğrendim, ne iyi oldu... bilgilendim” DEMEZ. Önce imanını sarsana büyük bir öfke duyar; çünkü o kişi kendinin güvenliğini sağlayan birşeyi yıkmış, en azından sarsmıştır. Ardından içindeki hassas dengeler birer ikişer çatlar... aldığı bilginin inandırıcılığı oranında da yıkılır. Sonuçta ne mi olur? İçsel dinamikleri allak bullak olmuş bir kişi ile karşı karşıya kalırsınız. Bu kişi potansyel negaif enerji kaynağıdır artık!

İyilik adına bir şeyleri -yanlış olanı- YIKMAK yanlıştır. Yıkmak asla kurtarıcı olamaz; çünkü kendisi devrik ve acı/zarar yaratan bir kavramdır. Olumsuzluğu gidermenin yolu, olumsuz olana olumluyu ÖZENDİRMEKTİR, olumsuz yanını yıkmaya çalışmak değil.

Ayrıca iyilik, yani pozitif enerjinin kimde olduğunu asla bilemezsiniz. Gerçek anlamda çok sakıncalı inanç veya ideolojilere sahip birçok kişi, bu inanç ve ideolojileri içinde arıtarak yaşadığı için pozitif enerji üretebilir. Oysa herşeyin gerçeğini bilen bazı insanlar içsel dengesi sağlam değilse negatif bir odak olabilir.

Bu nedenle varsın bildiklerim bana kalsın.:-)

İkinci olarak din gibi bir konuda (yani sadece ideolojik olarak geniş bir temelde değil, İslam gibi teknik bir konuda) benim görüş bildirmeye ne hakkım var, ne de inandırıcılığım olabilir. Kitaplarımda asla İslam’ı eleştirmememin gerisinde bu düşüncelerim vardır. Ben okültistim; “durumlar”ı genel anlamı ile, metafizik plandaki etkileri ve geçekleri ile bilirim. Bu bilgilerimi tabii ki dinlere uyarlayabilirim ama o dinlerin teknik ayrıntıları hakkında yorum yapmaya hakkım yoktur bence.

Bu kadar felsefeden sonra sorunuza sıradan bir aydın olarak “öylesine” yanıtlayayım: Bence çok hassas bir dokuyu koruyucu kılıfından çıkarırsanız hassasiyeti azalır.

Hakkımdaki olumlu düşünceleriniz için sıcacık bir teşekkür.


Strapon seks acı verir mi? koraycem koç - Wed, 12 Dec 2007 17:08:29
strapon iliski ile ilgili cevabinizi okudum normal erkek oldugum halde bir kadinla strapon seksten hoslaniyorum gerçekte hiç denemedim ama aci verecegini düsünüyorum elvin hanim sizce aci verirmi strapon iliski nasil olmali yani denenmeli aci olurmu gerçekten yada zevk hangi asamada gerçeklesir aydinlatirsaniz sevinirim.

Yanıtım:
Anüs, sanılanın aksine sadece boşaltım amaçlı değildir; her iki cinste de bir zevk noktasıdır. Zaten cinsel bölgelerin her birinin bir ek görevi vardır: Memeler süt verir; vajina ve penis idrarı boşaltır; ağız besinleri alır... anüs de dışkıyı atar. Bunların ötesinde anüs hem erkekte, hem de dişide vajina ve penisi saran “8” şeklindeki kaslardan yapılıdır. Cinsel arzuyu hissetmekle kalmaz... orgazmı da kasılıp gevşeyerek yaşar.

Bu nedenle strap-on’dan zevk almak için kadına boyun eğmeyi ve muti olmayı özleyen bir kimliğe gerek yoktur. Ama seks enerjisini minimize etmeye çalışan ataerkil düzen bunu da yasaklamıştır. Erkekliğin anal seks ile zarar görmeyeceğinin en güzel kanıtı tarihe cesaret ve savaşçılıkları ile geçmiş Yunanlı kahramanların genelde normal seksten çok erkek sevgilileri ile anal birleşmeler yaşamalarında izlenebilir.

Strapon acı verebilir de, vermeyebilir de... Bu bütünü ile sizin anüsünüzün duyarlılığı ile, partnerinizin maharet ve bilgisine bağlıdır. Ana kurallar ise değişmez:
- Bu iş için üretilmiş bir kayganlaştırıcı kullanmak,
- Olaya önce parmak, ardından dildo ile başlayıp, sonra strapona geçmek,
- Alıcının kendini kasmamasını sağlamak,
- Alıcıyı ıkınmaya yönlendirmek,
- İlk adımlarda yaşanabilecek rahatsızlıkları en aza indirmek için bir yandan da penisi okşamak gerekir.

Bu ana kuralların ötesinde straponu hangi amaçla özlediğinize de deşifre etmelisiniz: Bu olayı bir erkekliği feda ve bir boyun eğiş olarak mı algılıyorsunuz? Yoksa sadece meraka yönelik bir macera yaşamaya mı isteklisiniz? Belki de anüsünüzün çok hassas olduğunu fark edecek yüreklilik, gözlemcilik ve kendi ile barışıklıktasınız? Bu üç öğenin üç ayrı strapon tekniği olduğunu göz ardı etmemek gerekir. SEÇİLECEK YÖNTEM, BEYNİNİZDEKİ DÜŞLER VE BEKLENTİYE UYGUN OLMALIDIR; yoksa beklenen zevk düzeyi düş kırıklığı yaratabilir. Bilmelisiniz ki aslında bedende tekbir cinsel organ vardır... o da beyindir. Beyin “uyarıl” demezse penisin de, vajinanın da, göğüslerin de... ve tabii ki anüsün de ellerinden fazla bir şey gelmez :-)


Femdom ve mazohizm ilişkisi ne? Tolga Acar - 09 Dec 2007 21:39:06
Eğer bir erkek acı çekmekten hoşlanmıyorsa bu durumda sürekli dile getirdiğiniz kadın üstünlüğü, femdom nasıl kurulacak? Femdomun bir ayağıda kölelik gibi görnmüyor mu? Bu durumda, köle ve sahibe arasındaki ilişkiye “aslında olay temelde sadece sado-mazo sekstir” diyenler haksız mı?

Yanıtım:
Bu görüş bütünü ile hatalı: Femdom, erkeği ezmeyi değil, onu ezmeden üzerinde egemenlik kurmayı öğütler. Ezmek, (ama gerçekten ezmek, yani kişiye istemediği şeyleri yapmak) yanlıştır ve bu evrensel bir yasadır... uymayan daima kaybeder... kendi acı çeker. Köle denilen kişi gerçekte yeni dünyanın normal bir erkeğidir... sınırları vardır... korkuları bulunabilir... ve de acı çekmeyi sevebilir veya sevmeyebilir. Unutmayın ki acı çekmeyi seven nice mazohist erkek, kadınlara hiç de saygılı ve sevgili olmayabilir. Kadına boyun eğecek kadar sevip güvenmek ile, sekste acı çekmeyi sevmek adlı iki durumu birbiri ile karıştırmamak gerek. Kölelik denilen konum gerçekte erkeğin, her alanda kadın tarafından DÜNYANIN DAHA İYİ BİR YER OLMASI İÇİN yönetilmesidir... erkekleri “mahf-ı perişan etmek” değil.

SM uygulamaları ise FemDom’un mutlak bir branşı değildir. İsteyen Sahibe ve kölesi özel yaşamlarında bunu uygularlar... istemeyen normal seks yapar. Ama FemDom ortamında, yatak odasında kadın erkeği kan çıkarana dek kamçılasa da normal yaşama geçildiğinde kölesinin yaşamına, ihtiyaçlarına, arzularına vb. saygılı ve koruyucu olmak zorundadır.

Yönetmek, sadece ataerkil düzende ezmekle eş tutulur:-)


femdom bir kadını ilk gördüğümüzde nasıl anlarız? ? - 11.12.2007 - 12:20:16
kıyafetimi,konuşmasımı,ayakkabısındanmı,bakışlarımı ben hep bunu merak etmişimdir sahibem saygılarımı sunuarım sahibem daima peşinizdeyim

Yanıtım:
Bir kadının dominant olup olmadığını anlamak sanıldığından zordur. Aşağıda paylaşacağım bilgiler sonucu varılacak sonuç mutlak kesinlik taşımaz... ama yine de yol gösterici olabilir.

Uzun yıllara dayanan gözlemlerimde gerçek köle erkeklerin ellerinin yumuşak ve olağan ölçülerin çok altında küçük ya da düzgün, bakışlarında da bir yumuşaklık olduğunu izledim. Ünlü dominatrix Xaviera Hollander bu bakışlara “ne olur beni biraz dövün” bakışları der. Ama BDSM seansı yaşamayı sevmek ile köle olmak farklı şeylerdir. Bu nedenle adı geçen gözlemim “gerçek köle” adını verebileceğim küçük bir grup hakkındadır.

Bir kadının Mistress eğilimli olduğunu anlamak ise erkeğin köle olduğunu anlamaktan zordur; çünkü kadınlar, gerçekleri bastırılmış olarak yaşamaya alıştırılmışlardır. Bir hanım, eğer Mistress ise bunu zaten açıklar... en azından açıklayıcı şekilde davranır. Ama bir hanım Mistress eğilimli olduğu gerçeğinden habersizse o zaman iş zorlaşır.

Bu noktada Mistressliği üçe ayırmakta yarar vardır:
a. Sosyal ve aile yaşamında dominant olmaya eğilimli hanımlar,
b. Sadece cinsellik sırasında dominant olmaya eğilimli hanımlar,
c. Hem cinsellik, hem de sosyal yaşamda olmaya eğilimli hanımlar.

a. Sosyal ve aile yaşamında dominant olmaya eğilimli hanımları deşifre etmek için tabii ki yaşamına bakmak yeterlidir.

b. Sadece cinsellik sırasında dominant olmaya eğilimli hanımlar hakkında ise öncelikle bu hanımların cinsellik sırasında “nazlı” davranmadıklarını söyleyebilirim. Pozisyonları kendileri belirlemek isterler. İsteklerini rahatça söylerler. Bakışları “baygın”dan çok, diktir ve enerjiktir. İlk davranışı erkekten beklemezler. Tutuşları sıkı, öpüşleri serttir. Erkeğin bedeninde izler bırakabilirler. Şaka ile karışık tokatlar atmaya, “hır” diye vahşi hayvan sesi çıkartmaya, tırnaklarını tırmalayacak şekilde göstererek şakalaşma benzeri davranışlara meraklıdırlar. Bu hareketleri normal bir hanım da yapabilir tabii ki, ama dominat eğilimi cinsel kimlik taşıyan hanımların gözlerine bu hareketleri yapınca farklı bir ışık düşer.

Cinsellikte dominat, hatta sadist eğilimli bir kadını deşifre etmenin çok daha pratik bir yolu ise sahip olduğu porno CDlerin içeriğine bakmaktır. Böyle bir olanak yoksa ona gösterilecek farklı anlayışlardaki porno veya erotik resimlerde yüzünün alacağı ifade çok şey anlatabilir.

c. Hem cinsellik, hem de sosyal yaşamda dominant olmaya eğilimli hanımları, yani bir hanımın Mistress olup olamayacağını anlamak için ben 3 ipucu konum belirlemişimdir:

1- Bir Mistress’i deşifre etmenin en kolay yolu -bence- onun çene konumunu izlemektir. Çenesinin ucu normalden daha yukarda tutulan, hatta buna ek olarak başını da tek yana eğen hanımlarda Mistresslik eğilimi olabilir. Ayrıca dik yürüyen; bir iskemle veya koltuğa oturduğu zaman muhakkak sırtını dayayan, fakat “çuval” gibi yayılmayan; konuştuğu kişinin gözlerine bakarak konuşan hanımlara da dikkat etmek gerekir.

2- Bir diğer ipucu ise bir hanımın genelde erkeklere küstah davranması; ayrıca onara pek “pas vermiyor”, fazla önemsemiyor, sözlerini çok da dikkatle dinlemiyor havasıdır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta böylesi özellikler taşıyan bir hanımın giyim ve yaşamıdır; çünkü sözünü ettiğim özellikler -yani küstah ve baskın özellikler taşıyan bir kimlik- ruhsal dengesi bozuk, dengesiz veya benmerkezci kişilerde de görülebilir. Fakat benzer nitelikleri taşıyan hanımların Mistress eğilimli olduklarına karar vermek için onların iş yaşamlarında başarılı olmaları ve güçlü sosyal yanlarının da bulunması gerekir. Mistress eğilimli hanımlar sadece otoriter ve baskın değil, üstelik kendilerine dikkat ederler; şık ve bakımlı hanımlardır da...

3- Bir hanımın Mistress eğilimli olduğunu anlatan 3. özellik ise -ne yazık ki- anaç tavırlı olmamasıdır. Ben bunca yıl Mistress eğilimli kadınlarda hep bir ölçüde erkeksilik gördüm. Ama erkeksilik sözcüğünü şiddet uygulama anlamında kullanmıyorum; ataklık, spontane karar verebilme, kararlılık, savaşçılık gibi özelliklerden söz ediyorum.

Tüm bunların ötesinde benim -ki, Mistresslik konusunda iddialıyım- yukarıdaki özelliklerin çoğuna sahip olduğum söylenemez. Sosyal yaşamda güler yüzlü, kibar, anlayışlı ve şefkatli bir hanımım. Yine de dominant konumda olmadığım ilişkilere giremem, erkeğimi mutlak olarak yönetirim ve sekste bütünü ile sadistim.

Sözün özü bu yaşamda hiçbir konuda kesin kural yoktur... Kuralları şartlar belirler. Mademki şartlar kaçınılmaz olarak geçicidir; o zaman kesin kuraldan söz etmenin dogma yaratmaktan başka sonucu olamaz.

İşte tüm bu bilgilerin ışığında bir Mistress arayacağınıza kendi partnernizden Mistress yaratmaya (yani %90 kadının içinde gömülü olan yanı çıkartmaya) çabalamak daha kalıcı bir seçimdir.


türkiyede femdomun yeri Burç Öneş - 11.12.2007 - 11:04:04
öncelilkle saygılar elvin hanım müsade ederseniz size sorum olucak efendim türkiyedeki kadınlar ne kadar femdom daha doğrusu böyle bişeyin varlığından haberleri varmı ne kadarı uygulaya biliyor ne kadarıda bastırılmış duygu olarak yaşıyor içinde

Yanıtım:
Ülkemizde kökü Osmanlı kültürümüze ve biraz da dinsel inancımıza dayanan çok güçlü bir ataerkil baskı var. Bir cinse en olağan ve saygın geleceği evlenmek (anne olmak), diğerine savaşmak (para kazanmak) olarak gösterir ve bu düşünceyi dogma olarak belleterek büyütürseniz gerçekleri yok edemeseniz de hayli ketleyebilirsiniz. Türk kadını -bana göre- Batılı hemcinslerine oranla daha güçlü ve baskın olsa da, toplum ve aile yaşamında çok gerilerde kalmasının bir nedeni budur.

Kadının ikinci planda kalmasının ikinci neden ise kültürümüzde şiddetin bir kahramanlık, erkeksilik ve güç gösterisi olarak lanse edilmesi sonucu son sözü genelde kaba gücün söylemesi, bu nedenle de kadınların sindirilmesidir.

Eğer Osmanlı kültürünün hatalı değil, muhteşem yanları ön plana çıkarılır ve şiddete özendirmeyen bir kültürel yapı oluşturulursa kadın gücü hızla boy atacaktır; yani olay bir evrim meselesidir.

Bu entelektüel yaklaşımdan sonra daha pratik bir açıklamaya geçeyim :-) Hayır, ne yazık ki Türk kadını, hatta aydın Türk kadını aşk/seks ilişkilerinde dominant değil. Bu yanından, bu gerçeğini realize ederse ulaşabileceği konumdan habersiz... üstelik ne yazık ki haberi olunca da ürküyor. Ona öğretilenler nedeni ile erkeğe egemen olduğu zaman haksızlık ettiğini, zarar verdiğini, sevdiğini mutsuz edip zarar vereceğini düşünüyor.

Kadına, sevdiği/eşi/flörtü/partneri kendi olması nedeniyle üzülmesinin, utanmasının, suçluluk duymasının gereksizliğini adım adım anlatırsa gerçeğine kolayca döner; çünkü kadın sevdiğinin dediğini dinler... kuralları değil :-)

Sözün özü görev kölelere düşüyor. Unutmayalım ki köleler aslında gelecekteki dengeli yaşamı kurmak için ataerkil baskılara baş kaldırmış yürekli erkeklerdir.


neden ayak fetisisitiyiz? osman ali - Mon, 12 Nov 2007 10:27:02
Biz neden diger insanlar gibi yapmiyoruz bu niye bizim içimizde var

Yanıtım:
Ayaklar, ataerkil kültürde küçümsenmiş, reddedilmiş, hatta yasaklanmış oldukları için, ayak-severlik fetişizm sayılmıştır; çünkü fetişist olmak için cinsellikle bağlantılı olmayan bir nesneyi cinsel obje olarak algılamanız gerekir. Oysa ayaklar cinsellik dışı obje değildirler; tıpkı göğüsler ve dudaklar gibi ikincil erojen bölgelerdir ve bu gerçek giderek bilimsel açıdan kanıtlanmaktadır.

Bodily Illusions Morten Kringelbach
1950lerde sinir cerrahı W. Penfield, saralı hastalar üzerinde yaptığı önemli araştırma ile beyin Cortex’inde bedenin bir haritası olduğunu ortaya çıkarttı. Fakat bu haritaya göre beyindeki organları gösteren bölge, organların proporsiyonuna uygun değildi. Örneğin yüzü gösteren bölgenin yanında, boyun, tepe veya omuzlar değil, el vardı.

Şimdi, eğer bir kişinin eli kesildiğinde ilgili beyin bölgesini ona komşu bölge olan yüz bölgesi ele geçirse ne olurdu? Yüzdeki uyarılar kesik elde hissedilirdi! Kesik uzuvların giderilemeyen ağrısının nedeni de buydu. Elsiz kişinin eli, çenesi tarafından yönetilebiliyor; bu nedenle de çeneye batan iğnenin acısını sadece çenesinde değil, olmayan elinde de hissedebiliyordu!

Son yıllarda nörolojist Ramachandran bu buluşu geliştirerek son noktayı koydu: Beyinde büyük alanların fonksiyonu, komşu bölgeler tarafından ele geçirilebiliyordu! Oysa önceden hiçbir bilim adamı böyle bir “organizasyonun” mümkün olabileceğini düşünmemişti.

Benzer bir etki keman virtüozlerinde de görülüyordu: Onlar da el ve parmakları için beyin kortekksinin normal insana göre çok daha büyük bir bölümünü kullanmaktaydılar!

Ramachandran’a göre benzer bir mekanizma ayak fetişizmi ve ayak orgazmı adlı garip fenomenin açıklanması için de kullanılabilirdi; çünkü seks organlarını yöneten bölge, ayakları yöneten bölgenin tam sağındaydı!

Sözün özü bazı kişilerin beyninde bu iki bölge arası etkileşim yoğun yaşanıyor ve bu kişiler ayakları cinsel organlar olarak görüyorlar, ayaklarından, ayaklardan uyarılıyorlar. (Örneğin ben en muhteşem orgazmlarımı cinsel organımın çok teknik okşanması ile... ya da ayaklarımın her nasıl olursa olsun okşanması ile yaşarım!)

Sapıklık sözcüğüne küçümseyici hatta suçlayıcı olmasının nedeni sapıklık olarak nitelenen kavramın zarar verdiği yönündeki inançtır. Örneğin küçük hayvanları ezerek, ya da isteksiz bir kadınla zorla seks yaparak (tecavüz) cinsel uyarı aramak zarar verici olduğu için sapıklıktır. Oysa ayaklarının okşanması ile tatmin arayan bir kadının, kadın ayaklarını okşayarak tatmin olabilen bir erkekle buluşup zevk paylaşımı yaşamasının zararı acaba nerededir ki bu eylem sapıklık sayılır? Bence buradaki tek sapıklık bu iki kişiyi gerçeklerinden ayırıp, olağan denen bölgeye itekleyerek mutsuz etmektir.

(Bkz. nörolojist Vilayanur S. Ramachandran’ın Phantoms in the Brain ve bilim yazarı S. Blakeslee ve Morten L. Kringelbach’ın Bodily Illusions adlı kitapları).


Strapon seven erkek gay midir? burç önes - Tue, 04 Dec 2007 15:16:35
öncelikle mrb sayin elvin hanim benim bi sorum olcakti müsadeniz olursa efendim ben hep bi kadinin beni strapoanla bercermesini hayal ederim va öyle bosalirim sorum su sahibem acaba ben gay miyim ama erkelere karsi hiç bisey hissetmiyorum sadece kadinlarin kölesi olmak istiyorum onlarinayakarinin altini yaliyarak temizlemek istiyorum bu konuda beni aydinlatirmisiniz sahibem acaba bi kadin bir erkegi becerirse o erkek gay midir ?

Yanıtım:
Strap-on ile eşcinselliğin birbiri ile ilgisi olmadığını gösterebilmem için konuyu dört temelde ele almakta yarar var:
- Homoseksüellik
- Anal giriş (penetrasyon, duhul)
- Anüs
- Kadınsılık (Efeminelik)

Homoseksüellik:
Eşcinsellik, sonradan edinilmesi mümkün de olsa, gerçekte doğuştan gelen bir “PARTNER SEÇME EĞİLİMİ”dir... SEVİŞME BİÇİMİ DEĞİL!

Sözcüğün temelindeki “homo” kelimesinin etimolojik kökeni Grekçedir; ya “homo=erkek” (örn. “homosapiens”); ya da “homo=aynı” anlamından gelir. Bu nedenle manası “aynı seks” veya “erkek erkeğe seks”dir. Tam karşılığı ise “bireyin kendi ile aynı cinsi cinsel açıdan çekici bulduğu” şeklinde yorumlanır. BU NEDENLE HOMOSEKSÜEL OLUP OLMADIĞINIZI NASIL SEVİŞTİĞİNİZ DEĞİL, KİMİNLE SEVİŞTİĞİNİZ ORTAYA KOYAR. Homoseksüellerin kural olarak anal seks ile seviştiği ise bir yanlış inançtır. Birçok homoseksüel anal uyarılardan zevk almaz, hatta bunu itici bulabilir.

Anal giriş (strap on veya parmak ile):
Erkeklere strap-on’un çekici gelmesinin yegane nedeni “tabu bir bölge ile sevişip kendini aşağılatmak” değildir. Zaten ne slave, ne de eşcinsel eğilimi taşımayan birçok erkeğin de strap-on sekse merak ve özlem duyması bunun kanıtıdır. Strap-on’un çekiciliğinin gerisinde ise erkeğin fizyolojik yapısı vardır; çünkü erkeğin orgazmını (ve de meni oluşumunu) sağlayan bez olan prostat bezi, anal seks sırasında uyarılır ve erkeğe farklı bir orgazm yaşatır. Bu yüzden kendi cinsine ilgi duymadığı için bir penis özlemeyen nice erkek, beğendiği kadınlarla en erkekçe biçimde sevişirken bile anal yoldan içine bir şey girmesini arzulayabilir. Anal penetrasyon ile erkek orgazmının reddedilemez ilişkisi ise şuradan da bellidir: Doktorlar, orgazm olamayan ve bu nedenle prostat akıntısı bedende kalan prostat kanseri hastalarının anal bölgesine bir ekipman sokar, beze masaj yapar ve hastalarını boşaltırlar.


Büyük resim
Anüs yolu ile prostat bezinin uyarılmasıyla orgazm olmak (bkz. progazm) giderek öylesine yaygınlaşmaktadır ki, seks ekipmanı üreticileri solda resmini gördüğünüz sadece bu iş için kullanılan bir dildo da dizayn edip satışa sunmuşlardır.

Anüs:
Anal yoldan bağırsağa bir şey sokmanın ötesinde, anüsün yüzeysel uyarılması da her iki cinse zevk verici gelir; çünkü anal ve penis kasları (ve de anal ve vajina kasları) “8” şeklindedir ve biri kasılınca diğeri de kasılır. Yani erkek de, kadın da orgazmını hem penis/vajinada, hem de anüsde yaşar.

Erojen doku ile kaplı anüs, erkek egemen ahlak yasaklamasa olağan bir seks bölgesidir zaten. Bunun kanıtı ise bebeklerin, “ayıptır, günahtır” diye ketlenene dek anal bölgelerinden erotik duygular alabilmeleridir (Detaylı bilgi için bkz. Freud ve anal çağ).

Kadınsılık:
Homoseksüellik ile kadınsılık farklı gerçeklerdir. Kadınsılığın temelinde genelde iki ayrı neden yatar:
- Karşı cinse ait olma özentisi (transseksüalite)
- Kendi cinsine sadık olunduğu halde, arada bir “anima” (erkek psikolojisinin dişi yanı; detaylı bilgi için bkz. Jung ve Anima/Animus teorisi) yanını yaşamak özlemi

Oysa homoseksüelliğin temelinde çok çeşitli katmanlarda erkek cinsine ait olma özlemi ile hem fiziksel, hem ruhsal bazda erkeksi nitelikleri çekici bulma eğilimi yatar. En erkeksi niteliklere sahip eski Yunanlı kahramanların en büyük aşklarını kendi cinsleri ile yaşamış olmaları (örn. Aşil ve Patroklos) bunun kanıtıdır.

Tüm bunların ötesinde anal seks ile eşcinselliği -yanlış şartlanmalar nedeniyle- eş gören bazı erkekler köle kimliği altında gizli eşcinsel eğilimlerine tatmin arayabilirler... ki bunda da hiçbir yanlış yoktur; çünkü bilimsel kanıtlara göre eşcinsel eğilimlerinden haberdar olan ama bu yanını deşifre etmek istemeyen nice erkek, klasik erkek kimliğine zarar vermeden, arada sırada bu yanını tatmin ederek sorunsuz şekilde yaşamlarını sürdürebilmektedirler.

Sözün özü:
- Ahlak (erdem) ile cinsel ahlak (yani nedensellikten yoksun ataerkil dogmalar/tabular) farklı şeylerdir.
- Erkeklik de, erdem de, popoya bir şey sokturmayı isteyip istememekle en küçük ilgileri olmayan yüce kavramlardır. Bu kavramları gerektiği gibi realize etmek için öncelikle safsatalardan temizlemek gerekir belki de...


Masturbasyon mehmet karabidan- Sat, 01 Dec 2007 19:55:13
merhaba elvin hanim 30 yasindayim. benim sorum mastrubasyonla ilgili 19 yasindan beri yapiyorum gerçek biriyle iliskim olmadi. beni ilerde negibi sorunlar bekliyor. sapik biri degilim zevk verdigi icin yapiyorum saygilarimla

Yanıtım:
Aşağıda verdiğim linkler 03.12.2007 itibarıyla aktifti

Masturbasyonun etimolojik olarak Latince “Manu Stuprare” yani “el ile kirletmek” sözcüğünden gelmekte olduğu düşünülüyor... ki bu anlam bile masturbasyonun ne ölçüde olumsuz görüldüğünün en güzel kanıtlarından biri.

Oysa çağdaş bilim hiç de böyle düşünmüyor; bilakis, mastürbasyonun sağlık verici, hatta zaman zaman yaşam kurtarıcı bile olduğunu savunuyor!

Bilimsel konuda konuşmaya yetkim olmadığı için size bilim insanlarının bu konudaki bulgularını yansıtayım:

Masturbasyonun bilim tarafından kanıtlanmış en büyük yararı prostat kanserini engellemesi: 2003 yılındaki “Avustralya Kanser Konseyi”ne, Prof Graham Giles ve takımı tarafından sunulan araştırmaya göre erkeklerde sıklıkla yapılan masturbasyon prostat kanserini engelliyor. Bilgi için tıklayın!

Prostat erkekte meniyi oluşturan ve orgazmı sağlayan çok önemli bir cinsel işlev bezi. Birçok erkeğin, tabu olmasına karşın anal seks düşkünlüğünün geriside prostat bezi var; çünkü prostat bezine ancak anal yolla ulaşılıyor. Yani anal yolla sokulan bir parmak veya dildo, prostat bezine masaj yaptığı için erkeğe farklı duygular verebiliyor. Zaten doktorlar, orgazm olamayan ve bu nedenle prostat akıntısı bedende kalan prostat kanseri hastalarının anal bölgesine bir ekipman sokuyor, beze masaj yapıyor ve hastalarını boşaltıyorlar. Masturbasyon ise bu “meşakkatli” hastalığı engelleyen bir işlev.

Masturbasyon, seksüel aktivite yokluğu nedeni ile kan basıncı yükselen kişilerin tansiyonunu düşürüp, onları sağlıklı da kılıyor. (Detaylı bilgi için bkz. Stuart Brody: "Blood pressure reactivity to stress is better for people who recently had penile-vaginal intercourse than for people who had other or no sexual activity." Biological Psychology, Cilt 71, Sayı 2, Şubat 2006, sayfa 214-222. )

Mastürbasyonun depresyon giderdiği, böylece bireyin “kendine değer verme” duygusu yarattığı öne sürülüyor. (Hurlbert & Whittaker, 1991).

Masturbasyon, eşler arasında libido miktarı uyumsuzluğuna da yardımcı. Fazla istekli eş masturbasyon ile, eşi ile uyumunu koruyabiliyor. Bilgi için tıklayın!

Sonuç olarak sıklıkla yapılan masturbasyonun fiziksel, akılsal veya duygusal hiçbir risk taşımıyor. Bilgi için tıklayın! (Yukarıdaki link Sinclair Intimacy Institute’dan alıntıdır. Copyright 2002)

Bilim insanları masturbasyonun çocuklarda da engellenmemesi gerektiğini savunuyorlar. Ve diyorlar ki: “Bu eylemi bir sinir hastalığı/alışkanlığı olarak niteleyerek engellemeye çalışmadan önce, stress ve can sıkıntısının yaratacağı nedenleri değerlendirmek gerekir.” (Childrens Medical Office: Masturbation in Early Childhood) Bilgi için tıklayın!

Oysa bu "şifa verici" eylem erkek egemen ahlak tarafından yüzyıllarca -bekaret kemeri gibi- en insanlık dışı metodlarla yasaklanmıştır. Resim için tıklayın!

Fakat sanırım sorunuzdaki asıl üzerinde durulması gereken nokta neden 30 yaşına dek partnersiz yaşadığınız. Bu çeşit durumların en klasik nedeni cinsel arzu eksikliğidir tabii ki; oysa sizde böyle bir durumun söz konusu olmadığı açık.

Dilerseniz duygu, düşünce ve -varsa- başarısız deneyimlerinizi de paylaşın benimle; bir dertleşelim.



[Site Haritası]


Web tasarım ve içerik: WEB STRATEJİ
En iyi görüntü 1024x768 & 16bit ve MSIE 5.0 ve üstü ile sağlanır.        Telif hakları saklıdır, izinsiz kullanılamaz